3 Aşamada Kilo Almanın Anatomisi

Hepimiz sağlıklı, güzel ve fit gözükmek isteriz. Ancak ah şu başımızın belası kilolar yok mu! Ne kadar dikkat etmeye çalışsak da şehir hayatı; sağlıksız ve düzensiz beslenme, stres ve hareketsiz yaşam tarzıyla kilo almamıza neden oluyor. Tüm bunların yanı sıra kilo almamızın genetik, hormonal, yaşa dayalı, metabolik ve mikrobik pek çok nedeni de var. Kabızlık, ülser, gastro-özofajial reflü, hassas bağırsak sendromu gibi sağlık sorunları da kilo almamıza sebep oluyor.

Bir şeyin nedenini bilmek, onu alt etmek için en etkili yöntemlerden biri. Peki metabolizmanın yağ depolama sürecini öğrenip hayatımızı ve beslenmemizi buna göre şekillendirerek kilo almaktan kurtulabilir miyiz? Öyleyse gelin insanlar nasıl kilo alır, sorusunu masaya yatırıp hem fit olma yolunda önemli bir adım atalım hem de sağlıklı kilo almak isteyenler için bir yol haritası çıkaralım. Hazırsanız, başlıyoruz!

1. aşama: İhtiyacımızdan daha fazla gıda tüketmek

Aslında tüm kilo alma sürecinin kilit noktası burası. Vücudumuzun ihtiyacından daha fazla gıda tüketirsek metabolizmamız fazla kalorileri yağa dönüştürüp depolar. Özellikle karbonhidrat açısından zengin ürünler (pilav, makarna, ekmek, hamur işi, tatlı vs.) vücut tarafından yakılmadığında hızlıca yağa dönüşüp genetik olarak kilo almaya yatkın olduğumuz bölgede (bel, basen, kalça, baldır gibi) depolanıyor. Dolayısıyla ya istediğimiz her şeyi yiyip spor yapacağız ya da böyle bir şansımız veya isteğimiz yoksa ihtiyacımız olan günlük kalori miktarı kadar gıda tüketecek yani az yiyeceğiz. Sağlıklı kilo almak isteyenler ise bu süreçte daha rahat davranabilir elbette.

2. aşama: Fazla kalorinin yağa dönüşmesi

Gerek kabızlık, ülser, gastro-özofajial reflü, hassas bağırsak sendromu gibi sağlık sorunları gerekse yanlış beslenme alışkanlıklarımız nedeniyle kilo alıyoruz. Bağırsaklarımızdaki bakteri florasının yetersiz olması da vücudumuzun şeklinin bozulmasına neden olabiliyor. Metabolizmamız aldığımız fazla karbonhidratları yağ hücrelerine dönüştürerek depolanması için tüm vücuda dağıtıyor. İşte bu noktada genetik kodlarımız ve insülin direnci, şeker hastalığı, hipotroid, hormonal düzensizlikler ve metabolizma hızımız giriyor devreye. Özellikle bölgesel yağlanmada genetik yapı ve hormonal düzensizlikler oldukça belirleyici bir rol oynuyor. Örneğin bel çevresinden kilo almış olan kişilerin büyük bir çoğunluğunda insülin hormonu yüksek çıkıyor. Bel çevresi kalınlaştıkça vücut, şekeri hücre içine taşımakta zorlanıyor. Bu da insülinin daha da artmasına, insülinin daha da artması ise iştahın açılmasına ve yağlanmaya neden oluyor. Ve kısırdöngü bu şekilde sürüyor. Hareket edip kaslarımızın vücuttaki fazla insülini yakmasını sağlamak ve metabolizma hızlandırmak bu noktada büyük önem taşıyor.

3. aşama: Yağların sabitlenmesi

Ve geldik “insanlar nasıl kilo alır”ın yanıtının son aşamasına. Fazla kaloriyi yağa dönüştüren ve genetik yatkınlığımıza göre vücudumuzun farklı yerlerinde depolayan vücudumuz, eğer biz metabolizma hızlandırmak ve yağ yakmak için herhangi bir şey yapmazsak zamanla bu depoları sabitliyor. Bu noktadan sonra diyet yapıp yediklerimize dikkat etsek dahi fayda etmiyor. Az yediğimiz için vücutta depolanmış inatçı yağlar yerine kaslarımız zayıflamaya başlıyor. Biz kilo verip inceliyoruz ancak yağ yakarak değil; kaslarımızdan kaybederek. Bu durum ise kendimizi güçsüz, bitkin ve her daim yorgun hissetmemize neden oluyor. Yağları yakmamızı sağlayacak olan kas kütlemiz azaldığı için de yağlanma artıyor. Yapılacak şey ise belli; inatçı yağlardan kurtulmak için egzersizi dönemsel bir çözüm veya hobi gibi değil, bir yaşam biçimi olarak görmek. Kabızlık, ülser, gastro-özofajial reflü, hassas bağırsak sendromu gibi sağlık sorunlarımız varsa doktorumuzla görüşüp beslenme düzenimizi buna göre belirlemek ve metabolizma hızlandırmak için çalışmak.

Tasarlab