Aslan Balığı Nedir? Özellikleri Nelerdir?

Yayılma, kaplama, sarma, bürüme anlamına gelen istila kavramı, son 10 yılda, ülkemiz için yeni bir deniz canlısı türü ile kaşımıza çıkıyor. İstilacı bir tür olarak adlandırılan aslan balıkları özellikleri ve görkemli görüntüleriyle bizi etkiliyor olsa da Akdeniz’de hızlı bir yayılım gösteriyor. 

Akdeniz aslında 1869 yılında Kızıldeniz ile Akdeniz’i birbirine bağlayan Süveyş Kanalı’nın açılmasından itibaren deniz canlısı çeşitliliğinin farklılaşmaya başladığı bir iç deniz haline geldi. Türlerin Akdeniz’e yaptıkları bu göç hareketi, Süveyş Kanalı’nın tasarımcısı, Fransız diplomat Ferdinand de Lesseps’in ismi nedeniyle ‘’lesepsiyen göç’’ olarak adlandırılmaya başlandı. Her göçte olduğu gibi bu istilacı türlerin göç etmesindeki temel sebebin daha iyi beslenme koşulları veya avantajlı bir habitat olduğunu düşünmek yanlış olmayacaktır. 

Coğrafyamızda görülmeye başlanan türler için aklımızda hep aynı sorular canlanıyor: ‘’Aslan balığı Türkiye’de var mı? Aslan balığı zehirli mi? Aslan balığı yenilir mi?’’ Pasifik kökenli bir balık olan aslan balığı geldiği yerde, mercanlar arasında yaşayan ve sırt kısmında yüzgeç ışın adı verilen uzantılarında zehir taşıyan; ancak kendisi zehirli olmadığı için tüketilmesinde zarar olmayan bir balıktır. Akdeniz’de Antalya’nın Kaş ilçesinde şnorkel ile denizin dibini gözlediğiniz herhangi bir günde sıkça karşılaşacağınız bu tür kıyıya yakın kayalıklarda zehirli ışınlarını aheste aheste sallayarak karşınıza çıkabilir. Güzelliğine ve çekiciliğine aldanıp dokunmaya çalışmamanız gerekiyor elbette ki. 

Bu istilacı tür oldukça hızlı büyüyor; pusu kurarak avlanan bir predatör, beslenme konusunda pek de seçici davranmıyor ve diğer balıkların yumurtalarını ve yavrularını tükettiği için türlerin bir kısmını tehlikeye atıyor. Yani her istilacıyla olduğu gibi aslan balıklarıyla da mücadele etmek gerekiyor. Denizcilerimiz bu yeni türe alışkın olmadıkları için onları avlamıyor; bu nedenle ticari olarak da fayda sağlanamıyor. Avlanmayan bu balıklar daha çok üreyerek baskın tür haline gelmeye başlıyor ve aslında ticareti yapılan balıkların sayısı giderek azalıyor. Bu nedenle öncelikle hem denizcilerin hem de tüketicilerin aslan balığının avlanıp tüketilebilen bir balık olduğu konusunda ikna edilmesi gerekiyor.  Diğer yandan renkleri ve sırtındaki uzantıları ile görsel olarak etkileyici olan bu balığın akvaryumculuk sektöründe de kullanılabilir olduğunu da bilmek gerekiyor.

Genellikle insanlara saldırmayan bu balık uzantılarındaki zehir sebebiyle zarar veriyor. Her yaz giderek daha fazla sayıda turistin yüzme esnasında bu balıklara temas etmesi sonucunda oluşan zehirlenmeler nedeniyle sağlık merkezlerine başvurduğu uzmanlar tarafından ifade ediliyor. Bu durum haliyle deniz turizmini de olumsuz yönde etkilemeye başlıyor. 

 

Tasarlab