Ayurveda Nedir? Ne İşe Yarar?

Yeni çağın getirileri olsa endüstriyel tüketim, iş yoğunluğu, stres, kaos olumsuz etkiler olsa da bunlara yönelik çözüm arayışlarımız, edindiğimiz yöntemler bizleri çok daha dengeli ve sağlıklı bir yaşamın içine sürükleyebiliyor. Ayurveda yaşam bilinci de bunlardan biri. Eski medeniyetlerde bir şifa yöntemi olan ayurveda o dönemlerde doktorluğun bir kolu olarak geçiyor ve tıp alanında itibar görüyordu. Günümüz tıbbında ise ayurveda alternatif bir yöntem olarak kullanılabiliyor. Hatta kimi beslenme uzmanı ve diyetisyenler ayurvedik beslenme programı ile çalışabiliyor.

Günümüzde eski medeniyetlerin öğretilerine kulak asar ve onlardan ilham alır olduk. Daha dingin bir iç dünyaya, daha sağlıklı bedenlere, uyku düzenine, mental sağlığa duyduğumuz ihtiyaca binlerce yıl öncesinden verilen öğretilerle çözümler üretiyor, onların yöntemlerini yeniden yöntem ediniyoruz.
Ayurveda yaşam bilinci de bunlardan biri.

Ayurveda Nedir?

Ayurveda Sanskritçe’de yaşam bilimi anlamına gelmektedir ve binlerce yıllık koruyucu alternatif tıp yöntemdir. Tibet Tıbbı ve Çin Tıbbının temelini oluşturan bu sisteme Antik Yunan Tıbbında da yer verildiği görülmüştür.

İnsan doğasını 3 ana başlıkta ele alan Ayurveda sağlıklı insan tanımını da bütünsel bakış açısıyla masaya yatırır.

Ayurveda insanın hem fiziksel hem zihinsel hem de ruhsal olarak zinde kalması gerektiğini söyler ve bunun gerçekleşmesi için kişisel öneriler verir. Yani her insanı özel olarak inceleyen, 3 ayrı alanda detaylandırma yapan ve kişiye yönelik öneri veren bir sistemdir.

Fakat ayurveda insan sağlığını ele alırken bunun yalnızca fiziksel, ruhsal ya da mental olduğunu değil üçünün de bir arada olması gerektiğini; bedenin, zihnin ve ruhun bir araya gelmiş bir harmoni olduğunu savunur.

Bu sebeple Ayurveda yöntemlerinde hem zihin hem beden hem de ruh için öneriler bulunur. Kişinin beslenme düzenini nefesini, hareket kabiliyetini de; dinlediği müzikleri, düşüncelerini, akıl yürütme biçimini de; inançlarını, umutlarını, bağlarını da takip eder ve her birini yeni bir şifa alanı olarak kullanır.

Ayurvedik Yaşam Stili Nasıl Sağlanır?

Ayurvedik yaşam stili kişinin iradesi ile değil bilinci ile var olmaktadır. Bu sebeple amacı ve yöntemi kişiyi zorlamak değil onu bilinçlendirerek ihtiyacı olanı ona sunmaktır. Bu sebeple öncelikle kişinin zihnine odaklanır. Bedenine, ruhuna ve zihnine karşı öz bilinç oluşturmasını sağlar. Böylelikle olması ve yapılması gerekeni zorlayıcı olmaktan çıkarır ve ahenkle sunar.

Kişinin olası hastalıklarını görmek, bu hastalıklara karşı koruyucu yöntemler ve şifa teknikleri önermek; kişinin ihtiyaçlarını görmek ve bunlara en sağlıklı yollarla kavuşmasını sağlamak Ayurvedik yaşam bilincinin amacıdır.

Nefes egzersizleri, spor, kişinin ruhuna iyi gelecek müzikler, dua ve meditasyonun yanında beslenme stilini de yönetir ve tüm bunların birbirini desteklediği bir yaşam stili ortaya koyar.

Ayurvedik Beslenme Nasıl Olur?

Ayurvedik yaşam stilinin her parçası gibi beslenme de kişiye özeldir. Her bedenin özgün bir tecrübesi,her metabolizmanın kendine has bir çalışma sistemi vardır. Temelde aynı olsa bile detaylara bakıldığında kişiler farklı semptomlara sahiptir.Her insan aynı hastalık riskini aynı oranlarda taşımamaktadır, her bedenin geçmiş beslenme düzeni, hareket kabiliyeti, yorgunluğu, genetik bulguları, aynı değildir. Bu sebeple beslenme de kişiye özeldir.

Fakat tüm bu beslenme düzenlerinin ortak noktası insan sağlığı ile çelişmemesi ve sindirim sistemine önem vermesidir. İşlenmiş gıdalar, endüstriyel üretim, hormonlu besinler, şeker, un ayurvedik yaşam stilinde kendine yer bulamaz.

Doğal ve mevsimlik tüketim de tüm sağlıkçıların olduğu gibi ayurvedik uzmanlarının da desteklediği bir beslenme alışkanlığıdır.

Ayurveda sindirim sistemini “agni ateşi” olarak tanımlar. Kutsal ateş anlamına gelen agni ateşi metobalizma hızımızda ve vücudumuzun çalışma sisteminde belirleyici etkendir ve akıl sağlığımız üzerinde de etkileri vardır. Agni ateşinin zayıf olması, yani sindirim sisteminin eksik-bozuk çalışması, kişide metabolizma yavaşlamasına sebep olur. Bu yavaşlık depresyona sebep olabilir. Sindirim sistemindeki aksaklıklar kabızlık, şişkinlik, ağrı, mide yanması gibi etkiler yarattığı için kişilerde agresyona da sebep olmaktadır.

Bu sebeple lifli, taze mevsim ürünlerinin tüketilmesi gerekir. Dondurulmuş, işlenmiş, bekletilmiş gıdaların yanı sıra alkol ve sigarayı da beslenmenin tamamıyla dışında bırakır.

Ayurvedik beslenme, vejetaryen beslenmeyi öne çıkarsa da, etin yasaklandığı bir beslenme düzeni değildir. Yani kişiler elbette et tüketebilir fakat endüstri standartlarında üretilmiş, işlenmiş, dondurulmuş olan eti değil doğal yaşamdan gelen taze etin tüketilmesi gerekir.

Tasarlab