Basit ve Güzel Bir Yaşam İçin Ockham’ın Usturası Metodu

Dünyanın ve buna paralel olarak duygularımızın, düşüncelerimizin gittikçe karmaşıklaştığı bir çağda en çok neye ihtiyacımız var diye sorsak ne dersiniz acaba? Yanıt oldukça basit aslında; sadelik ve basitlik… Minimalizm sırf bu sayede 21. yüzyıla damgasını vurdu. İnsanlar artık gerek iş gerekse özel hayatlarında basitleşmeye, sadeleşmeye ve aslında arınmaya ve sakinleşmeye çalışıyor. Basitlik ilkesi ev dekorasyonumuzdan giyim kuşamımıza kadar her alanda kendini bariz bir şekilde hissettiriyor. Peki basitlik ilkesini; yoğun bilgi bombardımanına tutulduğumuz, zihnimizin gereksiz ayrıntılarla adeta çöplüğe döndüğü bu “bilgi kirliliği” çağında, bilme yöntemlerimizde de kullanabilir miyiz? İşte 14. yüzyılda yaşamış, nominalizmin fikir babası sayılan Ockham’lı William, basitlik ilkesi üzerine kurulu problem çözme metodu ile bize bu alanda tam da ihtiyacımız olan şeyi veriyor: Ockham’ın usturası teorisi.

Kendisine ait, “en basit olan, en doğru olandır” düsturuyla hareket eden Ockham’lı William, 14. yüzyılda, skolastik felsefenin dünyaya hakim olduğu dönemde yaşamış bir filozof. Yaşadığı çağ Platon’cu idealizmin etkisi altındayken kendisi tam da bir filozofa yakışır şekilde septik yani şüpheci. Ockham’ın usturası felsefesine göre bir olayı, bir fenomeni anlatmak için kullanılan açıklamalardan en basit olanı muhtemelen en doğrusu. Ockham’ın usturası teorisi bağlamında, bir soru veya sorun karşısında yapmamız gereken şey, onu en basit ve en akla yatkın haliyle ele alarak varsayım içeren cevapları değerlendirme dışı bırakmak. Dolayısıyla olur olmaz, gerçek dışı açıklamalar yapmak ve ilgisiz bağlantılar kurmak yerine düşüncelerimizi varsayımlardan arındırıp salt gerçeği gün yüzüne çıkarmak.

Ockham’ın usturasını elinize alın!

Peki Ockham’ın usturası metodu nasıl uygulanır? Yaşamınızda çözmeniz gereken olay, soru veya sorunlara açıklama getirip yanıtlar üretin. Sonra bu yanıt veya açıklamaların en girift, en karmaşık ve varsayımlara en çok dayanan taraflarını sanki elinizde bir ustura varmışçasına kesip atın. Yani cevabı veya açıklamayı akla yatkın bir şekilde olabildiğince sadeleştirin. Çünkü Ockham’ın usturası felsefesine göre bir açıklama ne kadar detaylı ise o kadar çok varsayım içerir ve ne kadar çok varsayım içeriyorsa yanlış olma ihtimali de o kadar yüksektir. Bilim ve felsefe dünyasında Ockham’ın usturası teorisi olarak da bilinen bu metot kısaca “bir sorunun iki ayrı teorik çözümü varsa bunlardan daha basit olanı tercih edilir” diye açıklanabilecek bir prensip. “Zorunlu olmadıkça varlıkları çoğaltmamak gerekir” diyen Ockham’ın usturası teorisi temel olarak “her şeyin birbirine eşit olduğu bir ortamda en basit açıklama, doğruya en yakın olandır” felsefesi üzerine kurulu. Çünkü en basit olan, içinde daha az yanlış ve daha az varsayım barındırır.

Soruları, sorunları ve buna paralel olarak çözümleri ve açıklamaları sadeleştirmek; ilerlememize engel olan, ayağımıza takılan şeyleri temizleyip önümüzü görmek ve böylelikle yaşamımızı basitleştirmek için bundan daha akla yatkın, daha tıkır tıkır çalışan bir yöntem olabilir mi? Haydi, alın usturayı elinize!

Tasarlab