Bir Aktivistlik Biçimi Olarak: Slaktivism ve Clicktivism Nedir?

Modern dünyanın belki de en önemli buluşunun internet olduğunu söyleyebiliriz. Hayatımıza girdiği ilk dönemde etki alanı oldukça kısıtlıyken, şu an yerimizden kalkmadan hayatımıza dair pek çok önemli aktiviteyi gerçekleştirebildiğimiz bir mecra haline gelmiş durumda. Sosyal ilişkilerimizi internet üzerinden kuruyor, sürdürüyor, birisini hiç görmeden arkadaş olabiliyoruz; maaşımız fiziksel olarak elimize geçmeden borçlarımızı ödeyebiliyor, ev alışverişimizi yapabiliyoruz; 1 yıl sonra gideceğimiz tatilin her türlü ayrıntısını planlayabiliyoruz; eğitimlerimize internet üzerinden katılabiliyoruz.

Hayatımızın bu kadar içinde olan bir teknoloji elbette ki başka amaçlar için de kullanılıyor; biz her ihtiyacımızı gerçekleştirirken reklamlarla ve diğer çeşitli tekniklerle algımız yönetiliyor ve davranışlarımız kontrol edilmeye çalışılıyor. 

Tüm bu teknoloji ve insan doğası arasında yaşanan bağ kurma ihtiyacı ise bize yeni alanlar kazandırıyor. Kendini gerçekleştirme, bir işe yarama ihtiyacı da modern dönem insanının önemli ihtiyaçlarından birisi olarak karşımıza çıkıyor. Ancak elbette ki en temel ihtiyacı olan suyu bile internetten sipariş eden bu insan, memnun olmadığı durumlardan yakınma, bir sosyal sorumluluk projesine katılma, yardımcı olma ve bir işe yaradığını hissetme ihtiyacını da internet üzerinden gerçekleştirmek istiyor. 

Tam da bu noktada karşımıza ilk kez 1995 yılında Dwight Ozard ve Frek Clark tarafından bir müzik festivalinde ortaya atılan ‘’slaktivism’’ kavramı çıkıyor. İngilizce tembel-miskin anlamına gelen ‘’slacker’’ kelimesine aktivizm yani ‘’activism’’ eklenerek oluşturulan bu kelime ‘’tembel eylemcilik’’ anlamına geliyor. Kavram ‘’Durduğu yerden bir dijital eylemi desteklemek.’’ olarak açıklanıyor ve bu kişilerin eylem ve protestolara katılma durumlarının eyleme dönüşmediği; internet üzerinden yorum yaparak, fikir beyan ederek, beğeni yaparak ya da beğenmediğini belirterek protesto eylemlerini gerçekleştirdikleri ifade ediliyor. Bu kişiler imza kampanyalarına katılıyor, çeşitli gruplara dahil oluyor ve fikirlerini beyan ediyorlar. 

Clicktivism ve Slaktivism Arasındaki Fark Nedir?’

‘’Clicktivist’’ olarak tanımlanan grup ise slacktivistlerden birkaç noktada ayrılıyor. Kliktivistler toplumsal fayda adına yine internet üzerinden bağış kampanyaları başlatıyor ve destekliyor, sosyal sorumluluk projelerine aracılık ediyor, daha örgütlü bir yapı içerisinde hareket ediyor, bir eyleme yönelik site ve sayfalar açabiliyorlar. Bazı şirketlerin ürünlerini protesto ediyor, SMA hastalığıyla ilgili mücadele kampanyaları düzenleyebiliyorlar. ‘’Şu sayıda imzaya ulaşıldığında gerekli hukuksal düzenlemenin yapılabileceği’’ şekilde bir önermeyle hareket edebiliyor, bu davranış pratiklerini sürekli, tekrar eden bir yapıda, daha örgütsel bir şekilde gerçekleştirebiliyorlar. Bu anlamda slaktivistlere göre daha sistemli bir yapıları olduğu görülmektedir. Bir önemli farklılığın da bu kişilerin risk alma davranışlarındaki farklılık olduğunu söyleyebiliriz. Slaktivistler fazla risk almadan halihazırda ortamda bulunan içeriği paylaşırken kliktivistler bu içerikleri yaratıyorlar.

İster kliktivist ister slaktivist olarak karşımıza çıksın, bu eylem biçimine yönelenlere dair iki farklı görüş bulunuyor: Bazı çevreler bu grupların dezenformasyon ve manipülasyon dışında bir işlevinin bulunmadığını, ‘’klavye delikanlıları’’ ya da ‘’parmak aktivistleri’’ olduklarını savunsa da diğer bir görüş ise toplumsal eylemin gerçekleşmesi için gerekli olan çok sayıda taraftarın toplanmasını sağlamaya yardımcı olduklarını; ayrıca kopyalayıp yapıştırıp paylaştıkları içeriklerle bir çeşit arşiv görevi gördüklerini ifade etmektedir.

Ancak bir felsefe profösörü, sosyolog ve siyaset bilimci olan Jürgen Habernas’ın kamusal alan ile ilgili tanımını unutmamak gerekir. Bu tanıma göre kamusal alan kişilerin kendilerini ilgilen konular hakkında akıl yürüttükleri ve akılcı tartışmalar yaptıkları bir ortamdır ve şu an en büyük kamusal alan internet üzerinden yaratılmaktadır. 

Tasarlab