Bir Duygusal Yoksunluk Durumu: Apati Nedir?

Apati yani kayıtsızlık, bir tür ilgisizliği ifade eden kelime köken olarak Yunanca tutku anlamına gelen “pathoskelimesinden türetilmiştir. Tam olarak bu duygu ve tutkunun eksikliği anlamına gelir. Herhangi bir şeyi yapmak için bir isteğinizin veya motivasyonunuzun olmaması durumunu tanımlamak için kullanılır.

Bu duygunun depresyonla karıştırılması ilk bakışta normal gelse de aslında pek de öyle değil. Depresyon çoğu zaman içinde bir miktar hüznü de, durumun içinden çıkma isteğini de barındırıyor. Ancak apatik kişi eskiden yapmaktan mutlu olduğu hiçbir şeyden zevk alamıyor ve daha önceden belirlenen hedeflere ulaşmak kişiyi heyecanlandırmıyor. Herhangi bir üzüntü ya da öfke hissetme durumu var olamıyor aynı zamdan daha çok “pek bir şey hissetmemek” durumu yaşanıyor. Deneyimlemeden anlaşılması zor bir duygu durumu, üzüntüsüz depresyon olarak da anılıyor.

Tanısının konulması için ise apati belirtilerinin yeterince şiddetli ve süreğen olması, kişinin hayatının her alanına sirayet etmiş olması gerekir. Bu kişiler sadece duygusal anlamda değil sosyal, ruhsal, fiziksel pek çok alanda ilgisizliklerini gösteriyorlar. Birçok konuda duyarsızlaştıkları, fiziksel olarak da “tembel” hale geldikleri görülüyor.

Apati Neden Olur?

Depresyon ya da travmatik bir yaşam öyküsünü ihtimaller dahilinden çıkardığımız zaman apatinin gelişmesine neden olan şeyin, beynin ön kısmında duyguları ve davranışları kontrol eden kısımda meydana gelen bir bozukluk olduğunu söylemek gerekiyor. Genelde Alzheimer ve diğer demans türlerinin ilk belirtileri arasında apati yer alıyor. Şizofreni, Parkinson ve Huntington hastalığı, felç ve beyne alınan darbe sonucu meydana gelen beyin hasarları yine apatiye neden olabilecek ciddi hastalıklar arasında.

Yine de bu durum patolojik bir apati durumu ifade eder ve tedavisi eşlik eden hastalığın tedavisi içerisinde değerlendirilir. Bu durumlar dışında da apati çeşitli düzeylerde ve herkeste gerçekleşebilir. Örneğin anksiyetenin yarattığı yoğun kaygı duyguları ile başa çıkmak bir süre sonra güçleştiğinden ve kişide fazlaca yorgunluk baş gösterdiğinden apati gelişebilir. Organizma kendisini korumak için hissizleşmeye yönelebilir. Diğer yandan seratonin seviyesinin çeşitli sebeplerle düşük olması da ilgisizliğe neden olabilir. Yapılan etkinliklerden giderek daha az zevk alma durumu kişiyi daha da az etkinlik yapmaya sevk edebilir. Travma sonrası stres bozukluğu sonucunda da yaşanan yoğun duyguların üstesinden gelmek için kişi apati geliştirmiş olabilir. Duygusal olarak ifadelerin azalmasının yanında kişide empati yeteneğinde azalma, yapılan eylemlerin sonuçlarına karşı bir kayıtsızlık hali, entelektüel alanlara ilginin yoksunluğunun yanında apatik yüz ifadesi de sergileyen bir “düzleşme” halime mevcuttur.

Hepimizin hayatın doğal akışı içinde karşılaştığımız haksızlıklar, stres, yoğun üzüntü ve hayal kırıklığı karşısında bazen kendimizi korumak amacıyla ilgisizliğe yöneldiğimiz olabilir. Bu oldukça normaldir. Ancak apati hayatınızın her aşamasını etkileyen ve ciddi birçok rahatsızlığın belirtisi de olabilir. Bu nedenle tedavi ve takip edilmelidir.

Bu sayfada yer alan bilgiler sadece kullanıcıları bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza danışmalısınız.

Tasarlab