Bir Ütopya: Daha Az Çalışmak Mümkün Mü?

Yakın zamanda çıkan haberler nedeniyle yeniden ilgimizi çeken ve birçoğumuzun ‘’Bizim ülkemizde asla olamaz…’’ dediği bir konuya değinmek istiyoruz. Konumuz; İzlanda’da denenen, haftalık çalışma süresinin 4 güne düşürülmesi. 

Tarihsel olarak bakıldığında, teknolojinin gelişmesi ve buna bağlı olarak otomasyonun artmasının çalışma saatlerini düşüreceği düşünülmüş; örneğin ekonomist John Maynard Keynes haftalık 15 saatlik bir çalışmanın yeteceğini öngörmüş. Gelişen sistemlerle 1970’lerde bir ofis çalışanının 5 saatte tamamladığı bir işi günümüzde 1 saatte yapmanın mümkün olduğu söyleniyor; ancak haftada en az 40 saatlik mesai süresi sistemi devam ediyor ve çalışanların bu sürenin ne kadarını verimli bir şekilde geçirdikleri de ayrı bir araştırma konusu olmayı sürdürüyor. 

Türkiye’de Haftada Ortalama Kaç Saat Çalışılıyor?

2019 yılında yapılan bir çalışmaya göre OECD ülkeleri içinde haftalık çalışma süresinin fazlalığı bakımından 47 saat ile 2. sırada yer alıyoruz. Avrupa’da haftada çalışma saatleri ortalama 36 saat; yani bizden 10 saat daha az çalışıyorlar. Bunun sebebi teknoloji ve otomasyon sistemlerinin daha etkin bir şekilde kullanılması olarak yorumlanabilir. Evden çalışma döneminde de hem yurt dışında hem de ülkemizde mesai saatlerinin, odaklanma problemleri nedeniyle çalışanların da etkisiyle iyice düzensizleştiği gözlerden kaçmıyor. Mesai saatleri verimli çalışma saatleri ile çakışmalı ve uzmanlar sabah 08:00-11:00 saatleri arası ideal çalışma saatleri olarak belirtiyorlar. Diğer yandan iş yaşamıyla ilgili yapılan her çalışma mesai saatlerinin düzensizleşmesi ve artmasının, çalışanın hem performansını hem de verimliliğini düşürdüğünü ortaya koyuyor. Yani günün sonunda fazla çalıştırma durumunun işverene neredeyse hiçbir faydası olmuyor. Çalışanlar ise yoğun çalışma durumlarında özel yaşamlarına vakit ayıramıyor, stres sonucu sağlık problemleri ile baş etmeye başlıyor. Bu da sisteme daha fazla yük binmesine sebebiyet veriyor. 

Bu konu üzerine düşünen ve fikir üreten neredeyse tüm filozoflar yüksek çalışma saatlerinin üretkenliğe ve ilerlemeye bir faydası olmadığını, insanın kişisel gelişimine, sanata ve sosyal etkinliklere de vakit ayırması gerektiğine, toplumun bu şekilde gelişebileceğine dikkat çekiyorlar. Bu nedenle bu konunun devletler tarafından ciddiyetle ele alınması gerekiyor. 

İzlanda’da Neler Yaşanıyor? Haftalık Çalışma Saatleri ve Koşulları

İzlanda’da yapılan araştırmada toplam ücrette bir değişiklik olmaması koşuluyla haftalık çalışma süresi yaklaşık 36 saate indiriliyor. 2015-2019 arasında 2.500 çalışana uygulanan bu çalışma biçimine dair yapılan araştırmalar üretkenliğin, verimliliğin ve refahın arttığını ortaya koyuyor. Tükenmişlik hissinin ve stresin azalması ile beraber hem çalışanların bireysel yaşamlarında bir iyileşmenin meydana geldiği hem de söz konusu iş yerinin iş yapış biçiminde, kalitesinde ve sunumunda ya olumsuz yönde bir değişikliğin olmadığı ya da daha iyiye bir gidişin olduğu saptanıyor. Tabi ki bu tarz yöntemlerin uygulanabilirliğinin pek çok alanda tartışılması gerekiyor; ancak İzlanda modelinin diğer büyük ülkelere örnek oluyor.

İsveç’te ise bir huzur evinde çalışan hemşirelerin bir kısmının çalışma süresi 6 saate düşürülüp diğerlerinin 8 ya da daha uzun saatler çalıştığı bir karşılaştırma deneyinin sonuçları oldukça konu ile ilgili tatmin edici sonuçlar ortaya koyuyor. Günde 6 saat çalışan hemşireler daha verimli çalışıyor, daha az yıllık izin ve hastalık izni kullanıyorlar. Tabi burada önemli olan nokta zannediyoruz ki bir ödül mekanizması da olan maaşın düşmemesi faktörü. 

Ünlü yazar, filozof ve devlet adamı Sir Thomas More 1500’lü yıllarda yazdığı ‘’Ütopya’’ adlı eserinde seçkinlerin ve zenginlerin olmadığı bir düzende günlük 6 saatlik çalışmanın yeterli olacağını söylemiş… Adı üstünde ütopya işte…

Tasarlab