Çocuklarınızda Cinsiyet Eşitliği Bilincini Oluşturmak İçin Yapmanız Gerekenler

Gerek sosyolojik alanda, gerek iş yaşamında, gerek psikolojide, gerek hukuk ve politikada modern çağın en çok ilgi duyulan konusu cinsiyet eşitliği. Gün içerisinde sıklıkla karşılaştığımız bu kavram insanların hem adalet duygusu hem de pratik yaşamın işleyişinde fark ettikleri aksaklıklarla ilişkili.

Endüstri çağı ile birlikte kadının dış yaşama, iş hayatına karışması gerek sosyal düzende gerek ev düzeninde çoğu alışkanlığın değişmesine sebep oldu. Artık kadın işi ve erkek işinin birbirinden ayrılmıyor olması kadınların erkeğe, erkeklerin kadınlara karşı konumunda değişiklikler yarattı. Sosyal ve aile yaşamlarımızdaki bu değişimlerle birlikte bilim adamlarının, akademisyenlerin, doktorların yaptığı açıklamalar da cinsiyet eşitsizliğinin yaşamımızdaki düzenlemeler gereği var olduğunu ve yüzyıllardır sürdürdüğümüz bazı geleneklerin değişmesi gerektiğini anlatıyordu.

Son zamanların en çarpıcı araştırmalarından biri de Tel Aviv Üniversitesi’nin 2015 yılında yayınladığı araştırmaydı. Araştırmaya göre beynin cinsiyeti yok. Yani beyinlerimiz her iki cinsiyete özgü özelliklerin birer mozaiğidir. Araştırmanın bulgularında erkek beyinlerinin kadınlara atfedilen özellikleri, kadın beyinlerinin ise erkeklere atfedilen özellikleri taşıdığı görülmüş ve kadın aklı erkek aklı gibi farklılıkların aslında olmadığı gözlemlenmiştir.

Bu araştırmalar cinsiyetlere dair tabuların ve kalıpların çoğunun sosyal düzen ve toplumsal yaşamımızla ilgili olduğunu ve bu düzenlerin değişmesiyle birlikte, öğrendiğimiz kalıpların çok da gerekli olmadığını doğrular nitelikte.

Cinsiyet araştırmaları ve cinsiyetler arası eşitlik için yapılan araştırmaların tümü bu tabuların aile içinde çocuk yaşta başladığını da doğruluyor. Cinsiyet eşitliğini ya da cinsiyetler arası eşitsizliği ilk etapta ailelerimizden çocuk yaşlarımızda öğreniyor ve yaşamımızın çocuğunu bu kodlamalarla geçiriyoruz. Bu sebeple cinsiyet eşitliğine önem veren ebeveynlerin bu ilkeyi çocuklarına da öğretmesi ve yaşam biçimi haline getirmesi gerekiyor.

Bu yazıyı yazarken cinsiyetler arası eşitlik için sosyolog, pedagog ve psikologların önerilerini dikkate aldık.

Eşitlik Evde Başlar

Kimliğimizin, benliğimizin, hayat görüşümüzün ve ideallerimizin oluşmaya başladığı çocukluk çağımızda ebeveynlerimizin bize karşı davranışları önerileri ve kendi aralarındaki iletişimi insan ilişkilerimize ve kendimize karşı bir görüş elde etmemizi de sağlıyor. Aile içerisindeki eşit ilişkiler insan ilişkilerimizde daha güvenli, eşitlikçi bir yol izlememize ve adalet duygumuza ışık tutarken, aldığımız öneri ve görüşlerin de bu kavramlarda yeri büyük.

Pedagog ve psikologların görüşlerine göre çocuklar cinsiyetini keşfetmeye başladığı an itibariyle diğer cinsiyetle arasındaki farklılıklara da merak geliştiriyor. Yani bir kız çocuğu cinsiyet kimliğiyle tanıştığı an itibariyle bir erkek çocuğuyla; bir erkek çocuğu ise kız çocuğuyla arasındaki farkları sorgulamaya başlıyor. Bu etapta ebeveynlerin çocuklarını yönlendirmeleri gerekiyor.

Cinsiyet eşitliğinin ilk sınavının verildiği bu etapta çocukların fiziksel farklılıkları anlatılsa da ikisinin de eşit olduğunu vurgulamak gerekiyor.

Cinsiyet arası eşitlik için çocukları yönlendirdiğimiz başka bir alan ise oyun zamanları. Pedagoglar oyun materyallerinin cinsiyetlere göre ayrılmasına gerek olmadığını söylüyor.

Gelecek yaşamlarında aynı iş sahalarında, aynı mesleklerde çalışacak olan ve dostluklar kız ve erkek çocuklarının iki ayrı dünyaya ve iki ayrı eylem alanına sahip olduğunu düşündürmek gerekmiyor.

Cinsiyetler arası eşitliği sağlamanın bir başka yöntemi ise çocuğunuzun sorularını cevaplandırma biçiminiz ve ona verdiğiniz öneriler. Onlara aile içi ve sosyal yaşamı öğretirken cinsiyet farklılıklarına odaklanmak adaletsizlik ve eşitsizlik hissine sebep olabiliyor.

Neler Yapmalı?

Aile içerisindeki ilişkinin ve yaşam pratiğinin eşitlik, hoşgörü ve güven zeminine oturtulması kadar gün içerisinde gerçekleştirdiğimiz eylemlerde de çocuklarımıza cinsiyetler arası eşitliği ve eşitsizliği öğretiyoruz. Bu duruma örnek verilebilecek davranışlar ise şunlar:

  • Çocukları genital bölgeleriyle ve cinsiyetleriyle övmek cinsiyetler arası eşitsizliğe yol açabiliyor. Çocuk cinsiyetini bir güç ve üstünlük belirtisi olarak ele alabiliyor. Bu sebeple çocukları cinsiyetleriyle övmemek gerekiyor.
  • Bununla birlikte çocukları cinsiyete dayalı korkutmamak gerekiyor. Pratik yaşamda bu korku daha çok kız çocuklarına verilmektedir. Fakat çocuklarımızı cinsiyetleri sebebiyle korkutmak onların cinsiyetlerini korkuyla ele almasına ve güvensiz hissetmesine yol açıyor. Oysa her insan kimliği içerisinde güvenlik hissine ihtiyaç duyar.
  • Çocuğun cinselliği keşfetme evresini gizli, ayıp kavramlarıyla değil olağan ve sağlıklı koşullarda yönetmek gerekiyor. Her çocuk belli bir erişkinlikte cinsel yaşamı keşfediyor ve onun hakkında fikir sahibi olmak istiyor. Bu keşif esnasında övmek, ayıplamak, korkutmak gelecek yaşamında da yanlış etkilere sebep oluyor.
  • Doğru ve yanlış kavramlarını ele alırken temellendirmelerinizi cinsiyet üzerinden değil doğruluk ve yanlışlık üzerinden vermelisiniz.
  • Meslek seçimleri, ilgi alanları, kişisel zevkleri ve göreceli kavramları cinsiyetlere ayırmamak cinsiyetler arası eşitlik pratiklerinden biridir. Kız çocuğunuz inşaat mühendisi ya da basketbol oyuncusu olabilir. Erkek çocuğunuz hemşire ya da manken olabilir.
  • Not: Çağdaş dünyada var olan kişiler arası eşitlik ve adalet bilincini çocuklarımıza öğretmek bu bilincin yaşamlarımıza hakim hale gelmesini sağlayacaktır. İç dünyamızda ve aile içi ilişkilerimizde geliştirdiğimiz güven ve eşitlik duygusu çocuklarımızın yaşamının devamında etkili olduğu gibi sosyal alanlardaki rolünü de belirleyecektir.

    Tasarlab