Davranışlarımızın Ana Çizgileri: ŞEMA Nedir?

Her birimiz neredeyse “beynimiz boş bir levha” olarak dünyaya geliyoruz. Evet, başlangıçta bize bakım verenler yardımıyla yaşamımızı sürdürüyoruz; ancak hayatta kalmaya devam edebilmek için bazı şeyleri öğrenmemiz gerekiyor.

Örneğin bir bebek öncelikle annesi tarafından emzirilerek besleniyor. Daha sonra kendi kendine beslenmeye başlama sürecinde biberonla da süt içebileceğini, bir tabaktan çatalla sebze yiyebileceğini, kaşıkla çorba içebileceğini ya da bir sandviçi elleriyle tutarak, ısırarak yiyebileceğini öğreniyor ve zihninde bunlarla ilgili bir “şema” oluşuyor. Bir durumun ana çizgilerini ifade eden bu şemalar her seferinde “Acaba çorbayı nasıl içiyorduk, hangi aleti kullanıyorduk?” sorusunu sormamızın önüne geçmiş oluyor.

Bu şemalar durağan değiller ve sürekli güncellenir. Örneğin kaşık şeması büyük bir kaşıkla çobanın tabağa konulacağı, daha küçük bir kaşıkla ise içileceği, tatlı yenen kaşığın ise daha küçük olacağı konusunda bize kendi içinde bir ayrım sunar; ancak kaşık denildiğinde aklımızda oluşan imge bellidir. İşte psikolojik olarak da süreç aynen bu şekilde işler. Kendimizi ve çevremizi değerlendirmemizi, nerede durduğumuzu, etrafımızda ne olup bittiğini değerlendirmemizi işte bu şemalar sağlar. Geçmiş yaşantılarımıza dayanan bu şemalar her zaman olumlu bir anlamı ifade etmez, şemalardan bazıları işlevsel olmayan deneyimler sonucunda kişinin diğerleriyle olan ilişkilerine anlam kazandırmasını sağlar. Bu şemalar kişinin zihninde canlanması açısından ne kadar üzücü olsa da kişi için tanıdık ve bildik bir dünya yaratılmasını sağlar.

Uzmanlar insanlar tarafından yaygın olarak kullanılan 18 tane şema belirlemiştir:

1-Kusurluluk: En yaygın şemalardan birisidir. Kişinin varoluşsal olarak kusurlu olduğu, insanların ona yaklaşması ve ilişki kurması halinde bu kusurlu olma durumunu anlayacakları, uzaklaşacakları inancına ve güçlü bir utanç duygusuna dayanır. Kişi ben hiçbir şeyi beceremem, defoluyum düşüncesine sahiptir.

2-Duygusal yoksunluk: Çocukluk döneminde temel duygusal ihtiyaçların karşılanmaması nedeniyle hayatta herhangi birisinin bu ihtiyacı asla karşılayamayacağını düşünmesine dayanır.

3-Terk edilme: Yakınlık kurulan herkesin eninde sonunda kişiyi terk edeceği düşünesini ifade eder. Hemen hemen herkes bazen bu düşünceye sahip olabilir; ancak bu şemaya sahip kişiler ilişkilerini tamamen bu şemaya göre kurarlar.

4-Güvensizlik/kötüye kullanma: Başkalarının sizi inciteceği, aldatacağı, güveninizi kötüye kullanacağı, canınızı yakacağı inancını ifade eder.

5-Sosyal izolasyon: Sosyal anlamda istenmediği, farklı olduğu, topluma bir şekilde uyum sağlayamadığı inancına dayanır.

6-Başarısızlık: Okulda, sporda, iş yerinizde en nihayetinde başarısız olacağınıza dair inançtır. Kişi aptal, beceriksiz olduğunu düşünür.

7-Bağımlılık: Günlük sorumlulukları yerine getirmede ve sorunları çözmede tek başına karar alamama ve harekete geçememe durumunu ifade eder. Bu şemaya sahip kişiler çoğunlukla çocuksu ve savunmasız oldukları yönünde bir tutum sergilerler.

8-Dayanıksızlık: Başıma her an her şey gelebilir, hazırlıklı olmalıyım, düşüncesini içerir. Kişi sürekli başına gelebilecek bir felakete hazırlanmaya çalışır.

9-Büyülenme / gelişmemiş benlik: Özellikle ebeveynler ya da duygusal partnerler ile oldukça yoğun ve fazla duygusal ilişki içinde olunmasını, kişinin kendisini bu ilişkiler çerçevesinde tanımlamasını ifade eder. O kişiden ayrı kalındığında ne yapacağını bilmeme ve amaçsızlık ile kendisini gösterir.

10- Haklılık: Uyulması gereken kurallar ve sınırlar konusunda sorun yaşar ve kendilerini genel olarak diğerlerinden üstün görür, kendilerini ayrıcalıklı hissederler.

11- Yetersiz özdenetim: Dürtüleri ve hisleri kontrol etmede zorluk yaşama, başarıya ulaşmada herhangi bir sıkıntı yaşanması ihtimalini düşünerek herhangi bir işe başlamama olarak kendisini gösterir.

12-Kendini feda etme: Kişinin kendi mutluluğundan çok etrafındakilerin mutluluğunu ön plana alması, kendi ihtiyaçlarını yok sayıp diğerlerinin istek ve arzularını yerine getirmek için çaba harcaması, içten içe karşı taraftan da aynı davranışları beklemesini ifade eder.

13-Onay arayıcılık: Oldukça yaygın olan şemalardan birisidir. Başkalarının ne düşündüğü kişi için oldukça önemlidir, hayatını buna göre düzenler. Sevgi, ilgi ve onların gözünde değer kazanmak için karşı taraf ile aşırı bir uyum içinde tavırlar sergiler.

11-Duyguları bastırma: Duygularını ifade etmenin terk edilmeye, utanç duygusuna, aşağılanmaya neden olacağını ve hatta başkalarına zarar vereceğini düşünerek ifade etmemeyi içerir. Bu kişiler çevreleri tarafından duygusuz, hissiz ve soğuk olarak bilinebilirler.

12-Yüksek standartlar: Yapılan herhangi bir şeyin yeterince iyi olmadığı ve her zaman daha iyisinin olabileceği konusunda daha fazla çaba gösterilmesi gerektiği inancına dayanır. Yaptığınız her etkinlikte hobide aynı zamanda bir gerginlik ve huzursuzluk duyar, rahatlayamazsınız; çünkü hiçbir zaman yeterince iyi değilsinizdir.

16-Karamsarlık: Bu şemaya sahip kişiler hayatlarında olumlu giden her ne olursa olsun bunları görmezden gelip olumsuz durumlara odaklanır, yaşanacak başarısızlıklar konusunda endişelenir.

17-Cezalandırıcılık: Kendilerinin ve başkalarının hatalarına karşı oldukça tahammülsüz ve öfkeli olan bu kişiler hataların sert bir şekilde cezalandırılması gerektiğini düşünürler.

18- Boyun eğicilik/ geri çekilme: Karşı tarafın tepkisinden veya terk edilmekten çekinildiği için son sözü ve kontrolü başkasına bırakma zorunluluğu hissetme ile kendisini gösterir.

Bu şemalar hemen herkeste bulunabilir ve şema terapi ile bu zihinsel yapılara dokunmak onları daha işlevsel olanlarla değiştirmek mümkün.

 

Tasarlab