Futbol Sadece Futbol Değildir

Öncelikle (football) futbol, İngilizce kökenli adından da anlaşılacağı üzere “ayak topu” olarak ifade edilir. TDK’nin tanımına bakacak olursak “topu, kafa veya ayak vuruşları ile karşı kaleye sokma kuralına dayanan ve on birer kişilik iki takım arasında oynanan top oyunu” olarak belirtilmiştir. Oldukça basit bir mantığa dayanan futbol için “22 tane adam bir topun peşinden koşup duruyor işte” dediklerine bakmayın. Futbol; toplumsal yapıların, bunların gelişiminin ve aynı zamanda içinde bulunulan toplumun da bir izdüşümü durumunda. Bünyesinde kültürü, ekonomiyi ve endüstriyi de barındırıyor. Günümüzde spor denince akla çoğunlukla futbol geliyor.

İlk Çağlarda Futbolun Doğuşu ve Futbolun Tarihsel Gelişimi

Günümüz futboluna benzeyen ellerin kullanılmadığı, ayakla vurularak topun karşı alana atılmasına dayanan ilk örnekler M.Ö. 2600’lü yıllarda Çin’de oynanan ts’u kü adı verilen oyuna dayanıyor. Mısır da Çin’den geri kalmıyor elbette, bu coğrafyada da çeşitli örnekler ortaya çıkıyor. Milattan sonra ilk yüzyıllarda Avrupa’da da Asya’dan tamamen bağımsız bir şekilde futbolun ilk örneklerinin ortaya çıktığı görülüyor. Yani bu insanlar bu topun peşinden koşacaklar bir şekilde, bu aşikar!

Futbolu deliler gibi seven İngilizler ise meseleyi başka bir boyuta taşıyorlar. ‘Özellikle futbolda fanatizmi besleyen, aşırı davranışlarda bulunan ve çevreye zarar vermeye eğitimli taraftarlar olarak tanımlanan holigan kelimesi bile İngilizlerin futbol sevdasının bir ürünü. Futbolu kurumsallaştırıp bir disiplin haline getiren 7 İngiliz okul kulübü bir araya gelerek Football Association (FA)’u kuruyor. Başlangıçta bu sporu sadece kendilerinin yapabileceğini savunan ve oyunun kurallarını da kendileri belirleyen bu aristokratlar zamanla işçi sınıfının futbola dahil olmasının önüne geçemiyorlar. Bu dönemde para ile oyuncu oynatmak yasak, sermayedarlar boş zamanlarını futbolda kendilerini geliştirmek için antrenman yaparak geçirirken işçiler günlerinin büyük bir kısmını çalışarak geçiriyor ve ardından maçlara çıkıyorlar. Okul kulüpleri ile oluşturulan bu federasyona Sanayi Devrimi sonrası kurulan fabrikaların takımları da eklenmesiyle futbolun siyasi-sınıfsal yönü devreye girmiş oluyor. Aristokratlar bir aidiyet duygusu ve kendisinin olanı paylaşmama isteği ile aslında futbolu kurumsallaştırma çabasına girişiyor. İşçi sınıfı ise kendisine yönelik bu ayrımcılığı yıkabilmek adına futbol takımı üzerinden bir ait ve birlik olma bilinci geliştiriyor.

Futbolun ise günümüzde birçok işlevi bulunuyor. Kimisi için tuttuğu futbol takımı babasından yadigar, kimisi taraftar grubunu adeta ailesi gibi görüyor ve taraftarı olduğu takımın futbolcusuyla ağlayan da oluyor. Kimileri için ise büyük bir endüstri ve gelir kaynağı.  Belki de bu oyunu bu kadar ilgi çekici kılan şey ise sadece topun yuvarlak olmasıdır.

Tasarlab