Gerçeğe Dönüşen Bir Deyim: Sıcaktan Ölmek

Bilim kurgu filmlerinde karşılaştığımız fenomenlerden bir tanesi; bir felaket yaşanıyor, Dünya bir sebeple Güneş’e fazlaca yakınlaşıyor ve olaylar birbirini izliyor: Depremler, yanardağ patlamaları, aşırı soğuklar, dev dalgalar ve deri yüzecek sıcaklar! Tabi kaynayan kurbağa sendromunda olduğu gibi olaylar birden yaşanınca etki çok büyük oluyor; ancak yavaş yavaş cereyan edince aynı felaketin içinde olduğumuzu fark etmiyoruz…

NASA’nın 2019 verilerine göre havadaki karbondioksit seviyesi 650 bin yıllık süreçte en yüksek düzeyde, buzullar hızla eriyor ve deniz seviyesi her yıl yaklaşık 3 milimetre artıyor, 136 yıllık kayıtlara bakıldığında en sıcak yıl olarak belirlenen yılların 18’inden 17’si son 20 yıl içinde yaşanmış. Dünya yüzeyinin 2020 yılı verilerine göre sıcaklığı 14,7 derece ve bu sıcaklık her yıl artıyor. Bu nedenle her yıl ‘’en sıcak yaz’’ haberi karşımıza çıkıyor, sıcak hava dalgalarının sıklığı, yoğunluğu ve süresi artıyor. Isınma devam ediyor ve insanlık bir şekilde bununla mücadele edemiyor.

Bu küresel iklim değişikliğinin insan sağlığı üzerinde dolaylı etkileri olduğu gibi direkt etkileri de olabiliyor. Aşırı sıcaklar, yangınlar, zararı tahmin edilemeyen fırtınalar, kuraklık, seller doğrudan insan hayatını etkiler ve hatta ona mal olabiliyor. Gıda güvenliğinin tehlikeye girmesi, su kıtlığının ortaya çıkması, bulaşıcı hastalıkların çoğalması, açlık, bunlara bağlı göçler ve en nihayetinde zihinsel sağlığında bozulması iklim değişikliğinin dolaylı etkileri arasında sayılabilir. Görüldüğü üzere kurbağa yavaş yavaş kaynıyor ve haşlandığının farkına varmıyor.

Kanada ise küresel iklim değişikliğine bağlı bir sıcak hava dalgası sebebiyle adeta kabus yaşıyor. ‘’Isı Kubbesi’’ olarak adlandırılan bu dalga onlarca kişinin ölümüne sebebiyet veriyor. Ülkede bugüne kadar ölçülmüş en yüksek sıcaklıklar ölçülüyor; bazı kaynaklar sıcaklık artışına bağlı ölümlerin 250, bazıları ise 500 kişiye vardığını, birkaç gün içinde 70 ani ölümün yaşandığını ifade ediyor. En yüksek ölüm oranları sellerden, soğuk havalardan ve hortumlardan daha fazla sıcaklık dönemlerinde yaşanıyor. Bunun en önemli sebebinin ise hava koşullarının aniden değişmesine uyum kapasitesinin düşük olması, kronik ya da aniden gelişen hastalıklar, yaşlılık gibi etkenlere bağlı olduğu söylenebilir ki Kanada’daki ölümlerin çoğu da bu özellikleri gösteren kişiler arasında meydana geldiği ifade ediliyor.

Peki sistem nasıl çalışıyor?

İnsan vücudu, sıcaklığını hipotalamus tarafından kontrol ediyor. Yüksek sıcaklıklarda terlemek ve kızıl ötesi ışın yaymak gibi ısı transfer yöntemlerini kullanarak sıcaklığı ortalama 36-37,5 seviyelerinde tutmaya çalışıyor. Bu sisteme aklimatizasyon deniyor. Ortam sıcaklığı çok ani ve hızlı bir şekilde arttığında ise bu mekanizma devre dışı kalıyor ve vücuttaki ilk etkiler dolaşım sistemi ve kalp üzerinde görülüyor. Vücut fazlaca terliyor, tuz ve su kaybı böbreğin çalışmasını engelliyor. Bu sıcaklık stresinden daha fazla etkilenen kesimler ise yaşlılar, kronik hastalıklar, bazı ilaçların kullanımı veya gerekli tedbirlerin alınmasını engelleyecek sosyal etkenler örneğin yoksulluk olabilir. 

Dünyanın en soğuk ve karlı ülkelerinden biri olan Kanada’da bu ani sıcak hava dalgası sonucu yaşanan ölümler elbette ki dikkati çekiyor ve bizi ‘’Neler yapılabilir?’’ sorusunu sormaya itiyor. Sanayi devrimi öncesi döneme göre sıcaklığın 1 derece artmış olması, günlük sıcaklık ortalamalarında ortalama 7-8 derecelik bir artışa sebep oluyor ve bilmeliyiz ki bunun sebebi küresel ısınma. Yani temelde küresel ısınmaya karşı topyekun bir mücadele gerekiyor. Ancak uzmanlar sıcak hava dalgalarıyla mücadelede hızlıca yapılması gerekenin, her ülkenin ve hatta yerelde her bölgenin kendi müdahale planlarının bulunması ve halkın bu konuda bilinçlendirilmesi olduğunu belirtiyorlar. 

Tasarlab