Hayatın Kodlarını Yeniden Yazmak: CRISPR Teknolojisi ile Gen Düzenleme

Moleküler dünya günlük hayatımızda göze çarpamayacak kadar küçük ama bütün canlıların yaşamlarını etkileyecek kadar derinden işler. Düşünsenize, yemek hazırlarken doğradığınız soğan, sokakta beslediğiniz kedi, okula bıraktığınız çocuğunuz ve balkonda suladığınız çiçeğiniz aynı genetik harflerden meydana geliyor! Bu harflerin bir araya gelerek oluşturduğu kelimeler, cümleler ve kitaplar, aramızdaki farkların temelini meydana getiriyor.

Genetik bilimi bu kadar çarpıcı bir alan olmasına rağmen göreceli olarak diğer bilim dallarına oranla daha yavaş ilerliyor. Bunun en önemli sebebi bu ölçekte çalışma yapacak teknolojilerin hala gelişiyor olması. İnsan Genom Projesinin 2003 yılında tamamlanmasıyla ivme kazanan alan, tüm canlıların paylaştığı kodları anlayabilmek için her geçen gün yeni araçlar kazanıyor. Yazımızın konusu CRISPR ise bunlardan en güncel olanı.

CRISPR genetik kodu değiştirebilmek için kullanılan oldukça yeni bir teknoloji olmasına rağmen yüksek potansiyeli ile dünyayı değiştirme potansiyeli taşıyor. Mantığı oldukça basit: Hücrenin içinde DNA’nın belirli bir bölgesini bul, bunu değiştir. CRISPR tekniğinin 2012 yılındaki keşfinden önce de genleri değiştirebilecek teknolojiler vardı fakat bu teknikler ya yıllar boyu sürüyor ya da yüzbinlerce dolara mal oluyordu. CRISPR bilim insanlarına bu süreçleri çok hızlı ve çok ucuza yapma imkanı sundu.

Bu teknikleri ve gen değişikliğinin ne kadar zor bir süreç olduğunu anlamak için eldiven analojisi kullanabiliriz. Genler üzerinde değişiklik yapmayı gömleğinizin düğmelerini iliklemek gibi düşünün. Bunu yapmak için etkin yöntemleriniz olmayınca, ellerinizde boks eldiveniyle düğmeleri iliklemeye çalışıyoruz. CRISPR sayesinde henüz eldivenleri tamamen çıkaramasak da, boks eldivenlerinden kalın kış eldivenlerine geçmiş sayılabiliriz.

CRISPR teknolojisi tıbbi bilimleri dönüştürme potansiyeline sahip. Hastalıkların yayılımını engelleyebilir, hastalıklardan korunma mekanizmalarını güçlendirebilir ve hatta doğrudan moleküler tedavi yöntemlerine öncülük edebilir. Bu potansiyel beraberinde tartışmalar getirmiyor değil. Doğumdan önce bazı hastalıkların elimine edilmesi konusunda Çin’de yapılan insan deneyleri tüm bilim camiasında büyük yankı uyandırdı ve etik bulunmadı. Bunun yanında dişi sivrisineklerin doğurganlığını CRISPR ile manipüle ederek sıtmanın yayılmasını engellemek adına yapılan halk sağlığı çalışmaları Afrika’nın belirli bölgelerinde Bill ve Melinda Gates Vakfı tarafından şu an yürütülmekte.

İnsanlar varoluşlarından bu yana çevrelerini ve doğayı değiştirmişlerdir. Daha çok buğday verecek şekilde ekinlerimizi, daha çok süt verecek şekilde hayvanlarımızı zaten genetik seçilime yönelttik. Bu bağlamda CRISPR bu değişimin yeni öncüsü olacak gibi görünüyor. Açılan pencere beraberinde riskler getirse de, iyileştirici potansiyeli umut veriyor.

Kaynak:
In vivo genome editing using Staphylococcus aureus Cas9 – F. Ann Ran, Le Cong, Winston X. Yan, David A. Scott, Jonathan S. Gootenberg, Andrea J. Kriz, Bernd Zetsche, Ophir Shalem, Xuebing Wu, Kira S. Makarova, Eugene V. Koonin, Phillip A. Sharp & Feng Zhang

Tasarlab