Hiçbir Şey Yapmama Sanatı: Niksen

Son yıllarda insanlarda sıklıkla rastlanan sorunlardan biri: tükenmişlik sendromu. Tüketim hızı, üretim hızı, yaşam dinamiklerimizin agresifleşmesi, şehrin ve işlerin yoruculuğu ve birçok şeye yetişme çabası insanların kronik olarak yorgun ve tükenmiş hissetmesine sebep olabiliyor. Bununla birlikte teknolojinin de hayatımızın içerisinde çok fazla yer alıyor olması ve sosyal rekabeti beslemesi zihnimizin yorgun düşmesinin sebepleri arasında.

İçinde bulunduğumuz telaş ve rekabet ortamında zihnimizin biraz olsun susması ve bedenimizin durgunlaşması zorunlu ihtiyaçlardan biri haline gelmiş durumda. Hollandalılar tarafından öne sürülmüş olan Niksen felsefesi tam da bu koşullarda ortaya çıktı diyebiliriz.

Tembel anlamına gelen bu kelime zihnimizin ve bedenimizin bir türlü durmadığı son yıllarda benimsenmiş bir felsefe.

Niksen Felsefesi Nedir?

Meditasyon, anda kalmak, anı yaşamak, mindfulness ve daha fazlası son yıllarda kaygı ve stres yükümüzü azaltacak onlarca terim hayatımıza girdi. Her biri birbirinden farklı metotlara sahip olsa da temel amaçlarının ve felsefelerinin aynı olduğunu söyleyebilir: zihinsel ve ruhani olarak rahatlamak ve iyi hissetmek. Niksen felsefesi de bu felsefelerden biri.
Evet!
Nikseni uyguladığımız anlarda hiçbir şey yapmıyoruz ve bomboş duruyoruz. Tüm bunlara ek olarak hiçbir şey düşünmüyoruz. Bu durum dışarıdan gereksiz ya da saçma görünse de aslında ihtiyacımız olan temel şeylerden biri gibi görünüyor. Çünkü her birimizin kısacık anlar için bile olsa yüklerimizden arınmaya ihtiyacı var.

Ne işe yarar?

Her insan yaşamında bir alıcı ve aynı zamanda vericidir. Canlı olmanın gerekliliğince eylemde kalır, devinir, duyumsar, algılar, düşünür, hedefler ve bedensel aktiviteler sergiler. Bu durum kimi zaman zevkli ve şevk verici olsa da işler karmaşıklaştığında, görev ve sorumluluklarımız ölçeklerimizin üzerine çıktığında, eylemlerimiz sonucunda elde edeceğimiz sonuçlar bir kaygıya dönüştüğünde işin içinden çıkamayabiliriz.

Çağımızda teknolojinin gelişmesi, yaşamın kalabalıklaşması bize sürekli yeni uyaranlar sunuyor ve algılarımız sürekli hareket halinde. Gördüğümüz, duyduğumuz, kokladığımız, tattığımız her şey zihnimizi aktif hale getiriyor. Bununla birlikte içinde yaşadığımız sosyal rekabetler elde etme hırsımızı, başarı kaygımızı, güçlü olma hırsımızı da perçinliyor. İnsani ölçekler dahilindeyken yaşamda kalmamız için gerekli olan bu uyaranlar ve tetikleyiciler belli bir ölçeğin üzerine çıktığında ise bizlere anksiyete, tükenmişlik sendromu, depresyon, karamsarlık, panik atak gibi sonuçlar getiriyor.

Niksen felsefesinin amacı ise zihnimizdeki tüm bu kaos ortamına bir mola vermek. Bırakmak, sakinleşmek, düşünmemek ve soyutlanmak. Bunun için hiçbir şey yapmamak gerekiyor. Daha fazla düşünmemek, daha fazla davranmamak ve daha fazla duyumsamamak. Haliyle daha fazla tükenmemek.

Gelecek kaygısını minimumda tutmak (yapılacakları yapıp endişeyi azaltmak) ve günün kısa bir aralığında yapılan hiçbir şey yapmama eylemi ise mental ve sinirsel yükümüzün hafiflemesine yardımcı oluyor.

Tasarlab