İstanbul’u Seyretme Alanları: Korular

Metropollerde yaşayan insanların en önemli sorunlarından bir tanesi: şehirde yaşıyor olmanın yarattığı stres ve sorunlardan uzaklaşabilecek ve bir nebze rahatlama ortamı sunabilecek ortamların azlığıdır. Kent içinde yaşayan insanlara biraz rahatlama fırsatını sunan en önemli alanlar ise şüphesiz korulardır.

Koru bakımlı küçük orman anlamına geliyor. Yani korumak ve bakmak bu kelimenin kökenini oluşturuyor. Korular daha çok kendi kendine yetişmiş büyük ağaç topluluklarının, özel bakım ve koruma altında tutulmasıyla meydana geliyor ve özellikle İstanbul’un en yeşil alanlarını oluşturuyor. Bu alanlar aynı zamanda tarihsel özellikler de barındırıyor. Kültürel miras halinde şehrin merkezinde yer alıyor ve sayıları yaklaşık 50’yi buluyor. Çoğu İstanbul Boğazı’nın öngörünüm bölgesinde yer alan korular: hem kent havasını temizleme, su ve toprağı koruma, iklimi düzenleme hem de estetik bir değer olma, diğer yandan ise kent halkının doğa ile ilişkisini sağlama işlevlerini yerine getiriyor. Osmanlı dönemindeki kayıtlarda sık sık sözü geçen korular, çoğunlukla padişahların dinlenme ve avcılık alanları olarak kullanılıyordu. Ayrıca bu alanlara Amerika ve Afrika’dan getirilen egzotik anıt ağaç ve bitkilerin dikildiği görülüyor.

İstanbul’daki Korular Nelerdir? Kaç Tane Vardır?

Aklınızdaki “İstanbul’da kaç tane koru vardır?” ve “Avrupa ve Anadolu yakasındaki korular nelerdir?” gibi sorulara cevaplarını aşağıda bulabilirsiniz. Tarihsel özellikleri ve çeşitli bitki türlerine ev sahipliği yapmalarıyla dikkat çeken İstanbul korularını sizler için derlemeye çalıştık. Umarız keşfe başlamanız için güzel bir yol haritası çizmiş oluruz.

Emirgan Korusu – Sarıyer

Laleleriyle özdeşleşmiş Emirgan Korusu İstanbul’un Avrupa yakasında Sarıyer ilçesinin sırtlarında, Boğaz’ın kıyısında, yaklaşık 45 bin metrekarelik bir alana yayılmış durumda. 17. Yüzyılda yaptırılan koru içerisinde, 19. Yüzyıldan kalma Pembe, Beyaz ve Sarı Köşk olarak adlandırılan 3 tarihi yapı bulunuyor. Her sene Mart-Nisan aylarında düzenlenen Lale Festivali sırasında oldukça kalabalık olan koru içindeki küçük gölet, yürüyüş parkuru ve piknik alanı ile birçok seçeneği barındırıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesinin yönetiminde olan koruda oldukça geniş çiçek çeşitliliği ve renk cümbüşü yer alıyor.

Yıldız Korusu (Parkı) – Beşiktaş

Bizans döneminden beri İstanbul’un en önemli yeşil alanlardan birisi olarak görülen bu güzel alan Beşiktaş ve Ortaköy arasında konuşlanmış durumda.  Osmanlı döneminde yaptırılan Yıldız Sarayı’nın bahçesi olarak da kullanılmış. Yıldız Bahçeleri olarak da adlandırılan bu koru içindeki yapı da o dönemde kültür ve zanaatın merkezi olarak da kullanılmış. Boğaz manzarası, peyzaj düzenlemesi ve envaiçeşit bitkisinin yanında biraz yokuşlu bir özellik gösterdiğini eklemek gerekiyor. Malta Köşkü ve Çakır Köşkü de koru içerisindeki diğer tarihi yapılar ve bu yapılarda aynı zamanda yemek-içmek gibi ihtiyaçlara da hizmet ediliyor.

Validebağ Korusu – Üsküdar

Tarihi, Padişah 3. Selim’in annesine yaptırdığı bir bağ evi ile başlayan korunun öyküsü İstanbul’un Anadolu Yakası’nın en büyük 2. Yeşil alanı olmasına doğru ilerliyor. Hediye edildiği Valide Sultan’ın büyük bir meyve meraklısı olması dolayısıyla, çeşit çeşit meyve ağacının bulunduğu emsalsiz bir bahçe haline geliyor. Yaşları 400’ü bulan anıt ağaçların, meşe, servi, sakız gibi pek çok türü de bünyesinde barındırıyor. Aynı zamanda Hababam Sınıfı’nın çekildiği Adile Sultan Kasrı de burada yer alıyor. Koru içerisinde gezinmenin oldukça keyifli olduğunu da eklemek gerekiyor.

Hıdiv Kasrı Korusu – Beykoz

Beykoz korular konusunda oldukça bereketli bir bölge; birçok koru bulunuyor ilçe sınırları içerisinde.; ancak Hıdiv Kasrı Korusu bunların içinde en güzellerinden.  Hıdivlik unvanı Osmanlı İmparatorluğu’nun Mısır Valilerine veriliyor. Hıdiv Kasrı da Mısır’ın son Hıdivi Abbas Hilmi Paşa tarafından 1907’de İtalyan bir mimara yaptırılıyor. Vali daha sonra bahçeyi de satın alarak 270 dönümlük kasrı ve etrafındaki koruyu koruma altına almış oluyor. Şu an Büyükşehir Belediyesi tarafından işletilen kasrın çevresindeki koru da yürüyüş yolları, süs havuzları ve bitki çeşitliliği ile dikkati çekiyor.

Mihrabat Korusu – Beykoz

Bir diğer mısırlı Abbas Halim Paşa’nın kızına yüzgörümlüğü olarak hediye edilen bu koru Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde fark ediliyor. Kanlıca sırtlarında bulunan koru, karşısındaki Ortaköy Sahili, Rumeli Hisarı ve İstinye Koyu’na göz kırparak inanılmaz güzellikte bir manzara sunuyor. 210 bin metrekarelik bir alanı kaplayan koruyu özellikle erguvan zamanında mutlaka ziyaret edilmeli. Pek çok şair ve yazara manzarasıyla ilham verdiği söylenen koruya dair bir şiir ile yazımızı noktalıyoruz:

“Şu anda İstanbul’da olmak isterdim.

Mihrabat Korusu’nun dar yollarında seninle,

Yan yana, yana yana yürümek…

Bir de martıların kanatlarından seyretmek İstanbul’u.”

Özdemir Asaf

 

Tasarlab