İsveç’in Kahve Ritüeli Fika ve Türkiye’deki Kahve Kültürü

Kimi toplumlarda çay ve kahve tüketimi büyük bir öneme sahiptir. Öyle ki bu tüketimler günlük rutinlerinin bir parçasıdır ve olmazsa olmaz haline gelmiştir. Türkiye ve İsveç’te de böyledir. Gün içerisinde, çalışma aralarında kahve molası vermek; bu esnada sevdikleri kişilerle sohbet edip stresten uzaklaşmak oldukça önemlidir. Bu durumun işverenler de farkındadır, bu sebeple çalışma saatleri içerisine çay-kahve molası ya da İsveç’teki haliyle fika yerleştirirler.

Fika Nedir?

İsveç halkının rutinlerinden biri olan Fika, çok eski bir İsveç geleneğidir ve adını İsveççe ‘Kaffi’, yer değiştirmesinden alır. İlk zamanlarda lezzetli bir alışkanlık olan, 7 farklı kek seçeneği ile bir kahve fincandan oluşan Fika zamanla yeni bir davranış şekline bürünür.

Sakin ve huzurlu yaşamayı önemseyen İsveç halkı için günümüzde sakinleşme aralığına dönüşen bu rutini kısa bir yürüyüş ya da düşünmek gibi de ele alabiliriz. Kahvenin yanında hangi keki yediğinizin ya da kek yiyip yemediğiniz o kadar da önemli değildir. İster tek başına, ister arkadaşlarla yapılabilir. Buradaki temel amaç günlük hayatın yoğun işlerinden ve karmaşasından uzaklaşarak nefes alınıp, rahatlayabildiğiniz bir zaman aralığı yaratmaktır.

Fika molaları

Fika, İsveç halkı için bir gelenek haline dönüşmüştür. Onlar için doğayla barışık yaşamak, sakince çalışmak, stresten uzak kalmak fazlasıyla önemlidir. Kaos, hırs ve yüksek tempo hayatlarında pek kabul gören kavramlar değildir ve her zaman kısa bir molaya ihtiyaçları vardır. Edindikleri alışkanlıklar verimli, sağlıklı ve uzun bir yaşam sürmek üzerine kurulu olan bu halkın alışkanlıklarının işverenleri de farkındadır. Bu yüzden İsveç’te yemek molalarının yanı sıra fika molası da bulunmaktadır. Öğle arasından önce ve sonra olmak üzere günde 2 kere fika molası verilebilir. Yarım saat boyunca sevdiğiniz bir arkadaşınızla ya da tek başınıza kahvenizle vakit geçirebilirsiniz. Lüks ya da avantaj gibi görünen bu kısa aralık bir anda yorulmanızın, stresli çalışmanızın, işinizden soğumanızın da önüne geçer. Gün içerisinde dinlendiğiniz ve keyifli geçirdiğiniz kısa bir vakitle hem işinizin hem de hayatınızın verimini ve sürekliliğini artırırsınız.

Türkiye’de Nasıl?

Türkiye’de yeme içme alışkanlıkları başlı başına kültürel bir şölendir. Ülkemizin yiyecek ve içecek kültürü yalnızca lezzet ve dinlenme üzerine kurulu değildir, bir o kadar semboliktir. Maneviyat, dostluk, saygı, bağ, vefa, dayanışma gibi birçok manevi değer, yeme içme kültürünün içinde yer alır.

“Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır.” Gibi atasözleri de bu sebeple sık sık kullanılır. Kahvenin yanına ikram edilen lokum, çikolatadan fincan seçiminize kadar her şey misafirinize ve arkadaşlığınıza verdiğiniz önemin sembolüdür. Kısaca Türkiye’de kahve ve diğer yeme içme pratiklerinden bunlar üzerinden kurulan bağlar önemsenmektedir.

Fakat Türkiye’nin kahve kültürü incelendiğinde 500 yıllık bir tarihle karşılaşılır. Yetiştiği topraklar dışında ilk kez Anadolu’da kullanılan kahveyle ilk kez 1517 yılında Yemen Valisi Özdemir Paşa’nın getirmesiyle tanışırız. İlk yıllarda fazla kullanılmasa da zamanla bir fenomen haline gelir ve Osmanlı’nın dört bir yanı kahvehanelerle dolup taşar.

Edebiyat, felsefe, siyaset bu mekanlarda konuşulur. Kahve içmenin yere ve zamana göre adapları belirlenir. Kız istemede ayrı, dost sohbetinde ayrı bir öneme sahip olur ve bu alışkanlıklar günümüze kadar taşınır.

Kahve Molası Olmazsa Olmazdır?

İsveç’te olduğu gibi Türkiye’de de bir kahve molası vermek oldukça önemlidir. Yoğun ve stresli bir tempoya sahip iş hayatından uzaklaşarak sevilen bir dostla kısa bir sohbet etmek, ardından fal bakıp geleceğe dair yeni umutlar edinmek Türkiye halkının vazgeçilmezleri arasındadır. Yanında lokum ya da küçük bir tatlıyla tüketilen Türk kahvesi, gün içerisindeki yorgunluk verici faktörlerden uzaklaşılmasını sağlarken, yanınızdaki dostunuzla bağlarınızı geliştirmenize de yardımcı olur.

Tasarlab