Jamais Vu Nedir: ‘’Bunu Daha Önce Hiç Görmedim’’

Bir yerin ya da bir şeyin bizim için tanıdık ya da bildik olduğu fikri nasıl oluşur, bu hisse nasıl kapılırız? Bu sorunun cevabını bulabilmek için bilim insanları beyindeki yapılardaki sinyalleri bir şeyin bizim için ‘’yeni’’ ya da ‘’tanıdık-aşina’’ olmasına dayalı olarak incelemiştir; amaç deja vu ve jamais vu kavramlarını açıklamaktır.

Jamais Vu Nedir?

Jamais vu kavramını anlamak için ise öncelikle deja vu nedir sorusuna cevap vermemiz gerekir. Çoğumuz henüz tanışmadığımız; ancak bize çok tanıdık görünen birisiyle karşılaşma deneyimi yaşamıştır. Ya da daha önce anlık bir ‘’Ben bunu daha önce yaşadım.’’ hissi neredeyse hepimizi yoklamıştır. İşte bu içinde bulunan, mevcut durumun tanıdık olduğu, canlı; ancak yanlış hisse deja vu denmektedir. Bu fenomen güçlü bir aşinalık duygusu yaratmaktadır. Günümüzde hemen hemen herkes tarafından bilinen deja vunun her kültüre özgü reenkarnasyon ya da paralel evrenler gibi farklı açıklamaları bulunsa da; aslında beyindeki hafıza, konuşma, işitme gibi pek çok görevi bulunan temporal lobun bellekle ilişkili yapılarında meydana gelen kısa süreli anormal aktiviteden kaynaklanan bir yanılsamadan ibarettir. Burada deja vunun bir hastalık olmadığını ve dünya üzerindeki insanların yarısından fazlasının hayatlarında en az bir defa bu bellek yanılması durumunu yaşadığını belirtmek gerekiyor.

Deja Vu’nun Tersi?

İnsana tam da deja vunun tersi gibi hissettiren bir fenomen daha bulunuyor: Jamais vu. Deva vu ile aynı nedenden kaynaklanan, Fransızcada ‘’Hiç görmedim.’’ anlamına gelen jamais vu daha önce karşılaşılan, tanıdık olan durum ve koşulların, yeni ve tuhaf olarak algılanmasına neden oluyor, daha önce deneyimlenen şeyler hiç yaşanmamış hissi yaratıyor. Her gün suladığınız çiçeği birden ilk defa görüyormuşsunuz duygusu uyandırabiliyor. Daja vu ile karşılaştırıldığında çok daha az deneyimlenmesinin sebebinin ise ‘’aşinalık-tanıdıklık’’ sinyalleri ile ‘’yenilik’’ sinyallerinin beynin farklı yollarında gezinmeleri olduğu yorumu yapılıyor.

Her deneyim, karşılaşılan her durum ve olay bir depo olan beyinde toplanıyor ve aynı şeyle karşılaşıldığında beyin bununla ilgili bilgiyi geri çağırıyor. Jamais vu yaşandığında ise bu çağırma işlemi anlık bir kesintiye uğruyor ve olayın ya da durumun hiç yaşanmadığı, deneyimlenmediği hissi oluşuyor. Her gün yürüdüğünüz yol birden ilk defa geçmişsiniz izlenimi verebiliyor, ofisinize sanki ilk defa giriyormuşsunuz hissi yaşanabiliyor. Ancak beyin tabii ki oldukça karmaşık ve anlaması güç bir yapı. Bu fenomenleri açıklamak için de ‘’aşinalık ya da yenilik’’ fikrinin nasıl oluştuğu ile ilgili pek çok çalışma yapılıyor. Bunlardan biri, bir nöropsikolog olan Chris Moulin tarafından gerçekleştirilen beyin yorgunluğuna dayanan çalışmadır. Deneyde 92 gönüllüye 60 saniye içinde 30 kez ‘’kapı’’ sözcüğünü yazmaları isteniyor. Bu oldukça basit görünen deney sonunda katılımcıların %68’inin ‘’kapı’’nın gerçek bir sözcük olduğundan şüphe duymaya başladığı, kelimenin uydurma olduğunu hissettiği, boş bir şey hecelediği düşüncesinin geliştiğini ifade ettikleri görülmüştür. Aşinalığın yitirildiği ve katılımcıların yenilik duygusuna kapıldığı bu anları Moulin, jamais vu anı olarak yorumlamaktadır. Moulin’e göre aşina olan herhangi bir şeye yeterince uzun süre maruz kalındığı takdirde o şey ile ilgili anlamsal bir doygunluğa ulaşılmakta, bu doygunluk sırasında fazlaca çalışan beyin yorulmakta ve sonucunda tanıdık olan yerini anlamsızlığa, yapaylığa ve yabancılığa bırakmaktadır.

Belki de bazen ‘’Bir daha asla’’ dememize rağmen, tekrar tekrar aynı hataları yapıyor olmamızın sebebi, konu ile ilgili yorgunluğumuz sebebiyle hatanın artık bize yabancılaşmış olmasındandır…

“Deja Vu’nun bir de tersi vardır. Buna ‘Jamais Vu’ denir. Sürekli aynı insanlarla karşılaşıp aynı yerlere gidersiniz, ama her seferinde ilk kez olmuş gibi hissedersiniz. Herkes her zaman yabancıdır. Hiçbir şey tanıdık gelmez.”.
Tıkanma – Chuck Palahniuk

Tasarlab