Mitolojik Figür Pan mı Bizi Korkutuyor: Panik Nedir?

Antik Yunan mitolojisine dayanan öykümüz, Arkadya coğrafyasındaki dağlık alanlarda başlıyor. Hermes ile Penelope’nin aşkından bir çocuk dünyaya geliyor. Yetişkin halinin boyutuyla dünyaya gelen bu çocuk ise şu özellikleri gösteriyor: Gövdesi belinin üst tarafında insan şeklinde, belinin altında ise teke şeklinde, insan başında keçi boynuzları, sivri kulakları ve keçi sakalı bulunuyor. Kıllı bir vücudu, teke bacakları ve kuyruğu da var. Bu çocuğu doğduğu an gören annesi ondan çok korkar ve tiksinir. Yani Pan hayatına aslında bir travmayla başlar. Annesi tarafından en ilgi ve sevgi görmesi gereken, yaşamının en muhtaç anında annesi tarafından terk edilmiş durumdadır.

Babası Hermes ise çocuğu Pan’ı annesi gibi ortada bırakmaz, alır ve Olimpos’taki tanrıların huzuruna çıkarır. İnanılmaz derece çirkin olduğu için annesi tarafından reddedilen Pan tanrılara yüksek sesli bir neşe ve sevimlilik sunarak onların sevgisini kazanır. Ancak burada da tam bir kabullenmeyle karşılanmaz. Bundan sonra Pan çirkinliğini kimsenin göremeyeceği kırsal bölgelerde ve mağaralarda yaşayacaktır. Yeryüzünde tiksindirici, gökler aleminde ise komik görülmekte ve hiçbir yere ait hissetmemektedir…

Bu reddedilmişlik duyguları içinde kırsallarda yaşamaya başlayan yarı-tanrı Pan ormanları evi olarak seçer, pınarları sever ve tam bir dağ keçisidir. Ayrıca çevik ve hızlıdır. Zayıf hayvanları korur, avcılık faaliyetlerini düzenler ve tehlikelidir. Bir rivayete göre peşinden koştuğu perilerden bir tanesi ondan saklanabilmek için kendisini göl kenarındaki sazlıklara dönüştürür. Pan bu sazlıklardan kendisine bir flüt yapar ve işte karşınızda ‘”Pan flüt.”

Tüm bu yoğun gündem içinde sıcak öğle zamanları ise yarı-tanrının dinlenme zamanıdır. Bu zamanlarda gürültü yapılması ve uyandırılması O’nu inanılmaz kızdırır. Ve böyle zamanlarda öfkesini insanlardan çıkarır, beklenmedik gürültüler çıkararak onları korkutur “Pan”ik duygusuna sürükler. Pan’ın bu beklenmedik ve fazlasıyla korkutucu olma özelliği nedeniyle gezginler kırsal alanlarda gezmeyi bırakırlar.

Panik Atak Nedir?

Antik Yunan’dan bu yana işte bu ani dehşet duygusu, açıklanamayan yoğun bir korku hissiyle ortaya çıkan kontrol edilemez ve düzensiz davranışlar Pan ile birlikte açıklanıyor ve panik adı veriliyor. Pan’ın varlığındaki gibi belirgin bir sebep nedeniyle yaşanan korku aslında canlı için işlevseldir, çoğu zaman hayatta kalmasını sağlar. Ancak aksiyetenin bir türü olan panikataklardaki en belirleyici faktör aslında bu korku nöbetinin altında gerçek bir tehlikenin bulunmamasıdır. Kişi çoğu zaman kalp krizi geçirdiğini ve dahi öleceğini düşünür.

Panik Bozukluk Nedir ve Belirtileri Nelerdir?

Birçok kişi hayatının bir döneminde panikatak yaşayabilir; ancak panik bozukluk insanı dehşete sürükleyen, tekrarlayan bir şekilde gerçekleşen, aniden başlayıp yaklaşık 30 dakikaya varan sürelerle gerçekleşen ve sonra da kendi kendine geçen atakları ifade eder. Bu durumun bozukluk olarak değerlendirilmesinde bir diğer önemli değişken kaygının tepe noktasına ulaşıp patlak verdiği nokta değil bu noktayı bekleyerek geçirilen bir hayatın sürdürülmesidir. Kişi atağın patladığı noktadan korkarak, bunun yeniden gerçekleşeceği huzursuzluğu içinde yaşamaya başlar. Hatta bu nedenle işe gitmez, spor yapmaz, asansöre binmez, birçok etkinliğini kısıtlar ve durum iyice bir kısırdöngüye girer.

Genellikle “ölüyorum, kalp krizi geçiriyorum, felç geçireceğim, aklımı kaybedeceğim…” gibi düşünceleri barındıran ve fiziksel olarak da nefes darlığı, kalp ritminin artması, titreme, bulantı gibi belirtilerle ortaya çıkan atakların önüne geçmek elbette ki mümkün. Uzmanlar ilaç tedavisi ve bilişsel-davranışçı terapiler ile bozukluğun tedavi edilebileceğini ifade ediyor. Eğer hastalık beyin sinir hücrelerindeki bir bozukluktan kaynaklanıyorsa ilaç tedavisi ile sorun çözülebiliyor. Bozukluk haline gelen, başta hissedilen kaygı duymanıza sebep olan yanlış bilgi ve inanışların düzeltilmesi tedavinin diğer bir basamağını oluşturuyor.

Başta da bahsettiğimiz Tanrı Pan’a dayanan bu mitolojik hikaye aslında bize panikatağın tarihinin ne kadar eskilere dayandığını gösteriyor. Her gün maruz kaldığımız salgın, savaş, afet ve felaketler nedeniyle, sayısı gittikçe artan panikatak ve bozukluğundan muzdarip olanlarımızın ise korkularından kurtulabilmek için mitolojik bir figürle savaşmak zorunda olmadıklarını, çoğu zaman ilaç bile kullanmadan iyileşebileceklerini ise özellikle belirtmek gerekiyor.

 

Tasarlab