Okul Öncesi̇ Eği̇ti̇mde Yaklaşımlar Nelerdi̇r?

Aydınlanma Çağı’nın en ünlü düşünürlerinden birisi olan John Locke insan zihninin doğduğu an boş bir levha olduğunu savunur. Örneğin bir bebek acıktığı zaman ağladığında annesinin geldiğini ve kendisini doyurduğunu deneyimleyerek keşfeder ve öğrenir. Levha, bu şekilde yavaş yavaş işlenmeye başlar. Bu dönemde öğrenme hızının oldukça yüksek olduğu ve beynin adeta bilgiye aç olduğu düşünülür. İnsan davranışlarının tamamına yakını öğrenilmiş davranışlardır. İnsanın içinde bulunduğu topluma ve kültüre ayak uydurması için pek çok şeyi öğrenmesi gerekir. 

Günümüz eğitim sisteminde ise 1.sınıftan itibaren okullarda belirli tipte bireyler yetiştirmek belirli bilgileri yüklemek amacı, bireysel farklılıklar göz ardı edilmesine neden oluyor. Oldukça kalabalık bir nüfus içinde ise herkes gibi olmanın hiçbir avantajı yok. Bu nedenle öğrenme kapasitesinin en yüksek olduğu okul öncesi eğitim dönemi boş bir levha halindeki beynin işlenmesi açısından oldukça önemli bir dönem olarak kabul ediliyor.

Okul Öncesi Eğitimde Kullanılan Yöntem ve Teknikler Nelerdir?

Dünya çapında hali hazırda uygulanmakta olan birçok çocuk merkezli okul öncesi eğitim modeli bulunuyor. Bu yazımızda bunlardan en çok uygulanan 4 tanesi ile ilgili bilgiler paylaşmayı ve geleceğimizi şekillendirecek olan siz ebeveynlere ışık olmayı umuyoruz.

  • Reggio Emilia Yaklaşımı: 1970’lerde İtalya’da ortaya çıkan yaklaşım temelde çocukların nasıl öğrendiği ile ilgileniyor. Bu eğitimin temel ilkelerinde çocuğun araştırmacı, bir lider ve işbirlikçi, öğretmenin ise ortak ve rehber pozisyonunda olduğu; çevrenin 3. öğretmen, ailenin de bir ortak pozisyonunda bulunduğu, organizasyonun temel olduğu, dokümantasyonun bir iletişim aracı olarak kullanıldığı belirtiliyor. Bu yaklaşımda eğitimin temel amacı çocuğun gelişimini engelleyen eski değer yargıları ve geleneksel eğitim yöntemlerinden oluşan ‘’duvar’’ın ortadan kaldırılması olarak tanımlanıyor. Eğitimin özelliği ise çocuğun somut olayları sanatın çeşitli biçimlerini kullanarak sembolik ifade etme yöntemlerini kullanması. Bu eğitim modelinde okullar adeta bir şehir gibi tasarlanması, sınıfların şehir meydanı gibi düşünülen ‘’piazza’’lara açılması, çocukların burada farklı yaş gruplarıyla iletişime geçmesi öngörülüyor. Bu alanlar bu özellikleriyle yaşamın birer maketi konumunda. Okulların içinin ılık, sakin, cam ve ahşap döşemeli, mat renklerin kullanıldığı yüksek tavanlı ve bol camlı yerler olması önerilip, içeri giyip oyun oynama ve evde olma hissi uyandırması isteniyor. 
  • High Scope Yaklaşımı: Kurucusu David Weikart tarafından Amerika’da yoksul mahallelerdeki şiddet eğilimli çocuklar için hazırlanan yaklaşımın temelinde çocuğun neyi nasıl yapacağına karar verme yeteneğinin geliştirilmesi, çocukların diğer çocuklar ve yetişkinlerle grup çalışmalarına dahil olmaları ile birliktelik ve önderlik kavramlarını anlamasını sağlama, sanat ve hareket etme becerilerini geliştirme, çizgiler, oyun, söz gibi yöntemlerle duyguları ifade etme ve başkalarının bu yöntemle anlattıklarını kavrayabilme becerilerini geliştirmek yer alıyor. Bu yaklaşımın en önemli değişkeni ise ailenin de eğitim sürecinde aktif rol oynaması. Okulun fiziki özellikleri bakımından ise sınıf içinde çocukların ilgilerine yönelik matematik köşesi, kitap köşesi, sanat köşesi gibi köşelerin bulunması, çocukların tek başına ya da küçük gruplar halinde bu köşeler arasında kendi keşiflerini yaparak öğrenmeleri öneriliyor. Malzemelerin çocukların kendi başına köşelerde çalışmasına ve çalıştığı alanı toplamasına uygun boyut ve yapıda olması gerektiği de unutulmamalı.
  • Waldorf Yaklaşımı: 1919 yılında Rudolf Steiner tarafından Almanya’da ortaya atılıyor ve eğitimin amacı benlik bilincinin geliştirilmesi olarak belirleniyor. Yaklaşım her çocuğun birbirinden farklı yetenekler ve farklı bireysel özelliklerle dünyaya geldiğini, bu yeteneklerin neler olduğunun araştırılması ve bunlar üzerine yoğunlaşması gerektiğinden bahsediyor. Çocuklar öğrendikleri şeyler ile kendi tecrübeleri arasında bağ kurduklarında bu bilgi daha canlı kalır; bu nedenle çocuğun ne öğrenmesi gerektiği değil neyi öğrenebileceği en önemli adımdır. Çocuk doğanın bir parçası olarak görülür ve sınıflar da doğaya, mevsimlere uygun çocukları doğa ile buluşturacak şekilde düzenlenir. Plastik materyaller ya da elektronik araçları kullanmaları istenmez. 
  • Montessori Yaklaşımı:  İtalya’da Maria Montessori tarafından geliştirilen yaklaşımın temelinde çocukların farklı öğrenme evrelerinden geçtiği, eğitimde uygulanacak etkinliklerin bu öğrenme evrelerine uygun olması gerektiği fikri yer alıyor. Çocuk sunulan bütün etkinliklere kendisi seçerek katılmalı, kendisi için özel olarak hazırlanmış çevrede tamamen özgür olması; çocuğun kendi iradesiyle özgür seçimler yapması ve iç disiplinin geliştirebilmesi amaçlanıyor. Öğretmen ise çocuğa uygun ortamı ayarlayan gözlem ve müdahale uzmanı olarak değerlendiriliyor. Çocuğun bilgiyi öğretmenden değil de materyaller yardımıyla deneyimlerinden öğrendiğinden bu özgür öğrenme alanının düzeni oldukça önemli. Çocuğun kendi kendine etkinlikte bulunması için materyaller oldukça basit, sade olmalı;  çocuk etkinlik bittiğinde materyali yerine kendisi toplamalıdır.Bu yaklaşıma göre fazlalık ve bolluk hissi kişiye yılgınlık verdiğinden ortamda fazla materyal bulunmaması gerektiği de belirtiliyor.
Reggio Emilia Yaklaşımı High Scope Yaklaşımı Waldorf  Yaklaşımı Montessori Yaklaşımı
Ana vatanı İtalya Amerika Almanya İtalya
Amaç Gelişimin önündeki ‘’duvar’’ın aşılması Çocuğun tercih yapma ve karar almasını sağlamak Sanat yoluyla benlik bilincinin gelişmesi Bireysel sorumluluk alabilme becerisinin gelişmesi
Yöntem Çocuğun sembolik yolla kendisini ifade etmesini sağlamak Yetişkin ve çocuk arasında etkin bir iletişim ile günün planlanması, sıcak bir aile ortamı ve ailenin de eğitim sürecine katılımı ‘’Beyin, kalp ve eller’’ temel felsefesiyle sanat yoluyla eğitim önemsenir. Akademik bilgiden kaçınılır. Çocuğun doğduğu andan itibaren yaşadığı deneyimleri anlaması
Ortam Okullar 2. Öğretmen ve şehirleri andırıyor Çocukların keşif yapmasına imkan tanıyacak ilgi köşeleri bulunuyor Sınıf doğanın bir parçası ve doğal varlıklarla dolu Çocuğun kimseden yardım almadan öğrenebileceği tamamen ona uygun bir ortam ve materyal 
Öğretmen Çocuğun keşifleri için bir eşlikçi Oldukça etkin, planlayıcı, çevre düzenleyici ve gözlemci Çocuğun içindeki gerçek öğrenme sevgisini ortaya çıkaracak kişi Gelişim ve öğrenme hızına göre bir rehberlik eden kişi. 

 

Kaynak: EKİCİ, F. (2015). Okul Öncesi Eğitimde Uygulanan Çocuk Merkezli Yaklaşımların Kuramsal Temel, Eğitim Ortamı ve Öğretmenin Rolü Açısından Karşılaştırılması. Akademik Sosyal Araştırmalar Dergisi, 12, 192-202

Tasarlab