Renklerin Büyüsü: Pantone Nedir? Ne İşe Yarar?

Bir rengin bizim tarafımızdan renk olarak algılanabilmesi için hem evren hem de biz inanılmaz bir çaba gösteriyoruz. Bu algılama işinde öncelikle bir ışık kaynağı olmalıdır. Örneğin, güneş gibi devasa bir kaynak olabilir. Daha sonra bu ışığın algılanabilecek ve zarar vermeyecek duruma gelmesi gerekir ki bunu da sağlayan süzgeç atmosferdir. Işık yeryüzüne ulaştıktan sonra onu emerek yok eden değil çarparak yansıtacak maddelere ihtiyacımız var. En nihayetinde tabii ki bu kadar zahmetle Dünya’ya ulaşan ışığı algılayabilecek bir araç; yani göz ve bu gözün iletilerini renk olarak algılayıp anlamlandırabilecek bir beyin gerekiyor. Gördüğünüz gibi trafik ışıklarında beklerken yeşil yandı diye kornaya basmak kolay; ancak bir rengin renk olarak algılanabilmesi için bunca çaba gerekiyor. Rengi algıladıktan sonra ise olayın psikolojik ve sosyal yönü işin içine girmiş oluyor.

İnsanların renklerle ilişkisinin hangi noktada başladığını gösteren ilk örnekler Fransa’daki Lascaux ve İspanya’daki Altamira mağaralarında kendisini gösteriyor. Paleolitik çağlardan kalma bu mağaralarda insanların iletişim kurmak amacıyla yaptıkları resimlerde kırmızı, siyah, sarı renklerini kullandıklarını ve bu renkler yardımıyla duygularını daha net anlatabilmeye, tehlikeyi, uyarıyı, gösterişi ifade etmeye çalıştıkları görülüyor. Sadece insanların kendilerini ifade etme biçimlerinde değil diğer canlıların yaşamlarında da renkler önemli bir rol oynuyor. Isıyı yayma ve tutmada, kamufle olmada, düşmanları caydırmada renkler önemli bir etken olarak görülüyor.

Yapılan pek çok araştırma insanların psikolojik durumlarının da renklerden etkilendiğini gösteriyor. “Çok renkli bir insan.” dediğiniz kişi büyük ihtimalle çok yönlü ve neşeli bir kişiyi çağrıştırır. Renkler üzerinden bir kültür de gelişir. Bizim kültürümüzde beyaz gelinlik ile eşleştirilmiştir ve bu yönüyle saflığı da ifade eder. Kırmızı hareketin, canlılığın rengi olarak kabul edilir. Harekete geçirme özelliğinin yanında uyarıyı da ifade eder. Turuncunun insanlarda sosyalleşme duygularını harekete geçirdiği, sarının neşeyi, doğayı simgeleyen yeşilin yaşam umudunu ve enerjisini, mavinin ise sakinliği ve güven duygularını tetiklediği pek çok çalışmada belirtilir. Kişilerin sevdiği renkler üzerinden karakter analizleri de yapılır. Diğer yandan insanlar renkler üzerine duygular da geliştirir. Örneğin; romantizmle ilgili bir renk düşünmeniz istense büyük ihtimalle kırmızı ya da pembeyi düşünürsünüz. Daha ciddi olarak algıladığımız lacivert, kahverengi, siyah gibi renkler vardır, iş görüşmelerinde tercih edebiliriz.

Yani insanlar olarak renklerle her türlü durumu birbirine bağlıyor, bir anlam bütünlüğü oluşturuyoruz. Temelde bir marka olan 1950’de kurulmuş olan Pantone Color İnstitute ise artık bir renk standardı ifade eder hale gelmiş durumda ve 2000 yılından itibaren yılları da renklerle tanımlama geleneğini başlattı. Birçok ülkeden temsilcinin yer aldığı bir komite dünyanın gidişatı ile ilgili olaylar ile ilgili değerlendirme yapıyor ve sonucunda o yıl için bir renk belirleniyor. Şimdiye kadar kendi oluşturdukları skaladan yaptıkları renk seçiminde bu yıl farklı bir yol izlediler ve yeni bir renk icat ettiler. 2022 yılının rengi olarak belirledikleri bu aşırı tatlı morumsu rengin adı “Very Peri”. Sakinliğe ilham vermesi amaçlanan renk için mavinin deniz salyangozu tonu olarak tanımlanıyor.

Pantone Renk Enstitüsü Başkan Yardımcısı Laurie Pressman, “Toplum, rengi kritik bir iletişim biçimi, fikirleri ve duyguları ifade etmenin ve etkilemenin, etkileşim kurmanın ve bağlantı kurmanın bir yolu olarak kabul etmeye devam ediyor. Bu yeni kırmızı-mor tabanlı mavi renk tonunun karmaşıklığı, önümüzde uzanan geniş olasılıkları vurguluyor. Uzun bir izolasyon döneminden çıkarken, Very Peri, günlük yaşam anlayışımızın değiştiği, fiziksel ve dijital yaşamlarımızın daha iç içe geçtiği, içinde yaşadığımız dönüştürücü zamanları temsil ediyor.’’ diyor.

Tasarlab