Şehir Hayatında Kaygı Bozukluğu ve Depresyon İçin Neler Yapılmalı?

Şehir hayatının getirdiği kaos ve aynı zamanda insanın ilkel benliği ile bağ kurduğu doğadan uzaklaştırıyor olması stres, depresyon ve kaygı bozukluğuna sebep olabiliyor. Uyaranların fazlalığı, rekabetçi sistem, gelecek kaygısı, ulaşım gibi birçok etken şehir hayatının zorunluluklarıyken kişiler üzerlerindeki yük ve sorumluluklarla da depresyona girebiliyor.

Kaygı Bozukluğu ve Depresyon

Son dönemlerde sıklıkla kaygı bozukluğu ve depresyonla uğraşan kişilerle karşılaşıyoruz, kimimiz ise bu tanının koyulduğu kişilerden biriyiz. Kendi içinde ölçeklere ayrılan kişilere göre seviyesi değişkenlik gösteren bu rahatsızlıklar da tanı ancak psikiyatri uzmanları tarafından konulabilmektedir.

Kaygı bozukluğu genel tanımı haliyle kişinin çevredeki uyaranları tehdit olarak algılamasıdır. Bu durum aslında her insan için belli bir ölçekte gereklidir. Yani her insanın bir miktar kaygılı ve stresli olması olağan hatta gerekli görülmektedir. Fakat yaşamı engelleyen ölçeklerde ve yaşamın olağan getirilerine karşı geliştirilen orantısız kaygılar kaygı bozukluğu olarak değerlendirilmektedir.

Kaygı bozukluğu aynı zamanda kendi içinde özelliklerine göre ayrılmaktadır. Obsesif okompülsif bozukluk(saplantılı düşünme), özgül fobi bozukluğu (alan,nesne kaygıları) , panik bozukluk, sosyal anksiyete bozukluğu ve post-travmatik bozukluk (travma sonrası stres, kaygı, depresyon) bunlardan birkaçıdır. Kişiler farklı kaygı bozukluklarını aynı anda taşıyabildiği gibi bu rahatsızlığı başka bir hastalık ile birlikte de taşıyor olabilir. Bununla birlikte kaygı bozukluğunun kişileri depresyona sürükleyebildiği de bilinmektedir.

Depresyon da kaygı bozukluğu gibi birçok hastalığın yanında belirebilir. Yani bir kişi hem duygu durum bozukluğu yaşıyor hem depresif olabilir. Bununla birlikte depresif kişi kaygı bozukluğu sebebi ile de depresyona girmiş olabilir.

Depresyon kelimesinin kökeni Latince iç karartıcı anlamına gelen “deprimere” kelimesine dayanmaktadır. Depresyon tanısı taşıyan hastaların umut, neşe, öz benlik saygısı, sevinç, isteklilik gibi duyguları terk ettiği sendromlar yaşadığı bilinmektedir. Kalıcı olduğu gibi geçici de olan depresyon kişileri günlük hayattan, rutin alışkanlıklarından alıkoyabilir. Bununla birlikte her üzüntülü süreç depresyon değildir.

Şehir Hayatının Anksiyete Üzerindeki Etkisi

Şehir hayatı hem çok fazla uyarana ve rekabete sahip olması hem de tekinsiz düzeni ile birçok kişinin anksiyetik kaygı bozukluğu taşımasına sebep olabilmektedir. Aynı zamanda şehir kaygı bozukluğu taşıyan kişiler için de sağlıklı koşulları sağlamaz. Kişinin kaygı bozukluğu taşımasına sebep olan uyaranlar hasta olan kişi için tetikleyici unsura dönüşür ve zamanla yorucu bir hal almaya başlayabilir.

Bununla birlikte günümüz dünyasında ve şehir yaşamında girdiğimiz nitelik yarışı, seneden seneye değişen mükemmellik standartlarına ulaşma isteği, yetinememe, tüketim, yoğun sorumluluk ve sonu gelmeyen aktiveteler hem kaygı bozukluğu hem de depresyon için bir sebep olabilir.
Aslında kaygı ve stres her birimi için gerekli hislerdir. Bu hisler bizler için tetikleyici olabilir, harekete geçmemiz, çözüm üretmemiz için belli oranda stres ve kaygı sahibi olmak olağan ve gerekli görülmektedir. Fakat yaşamı engelleyen ve kişiyi kendi içinde bir çıkmaza sürükleyen kaygı bozuklukları zamanla kişiyi yorabilir ve depresyona da sürükleyebilir. Şehir hayatının yoğun uyaran döngüsü ve temposu kişileri bu çıkmaza sürükleyebilmektedir.

Neler Yapmalı?

Öncelikle belirtmeliyiz ki kendinizde kaygı bozukluğu, depresyon ya da herhangi bir psikolojik rahatsızlık belirtisi görüyor ya da kötü hissediyorsanız ilk olarak psikolog ya da psikiyatriye danışmalısınız. Psikolojik rahatsızlık-hastalık tanıları kesinlikle uzmanlar tarafından konulmalı ve tedavi süreçleri onlar tarafından belirlenmeli-yönlendirilmelidir.

Doğru tanı ve tedavi almadığınızda size verilen olumlu öneriler bir sonuç vermeyebilir, bu durum kendinizi başarısız hissetmenize sebep olabilir ve çaresizlik hissine hapsedebilir.
Bu sebeple ilk önerimiz uzmana gitmenizdir.

Bununla birlikte depresyon ve kaygıya sürüklenmemek ya da bunların tedavisini alıyorsan belli davranışları destekleyici olarak kullanmak için yapabileceğiniz şeyler de var. Günün, yaşamın içerisine yerleşen bu aktiviteler kendinizi daha iyi hissetmenize yardımcı olacaktır.
Kendinizi bırakın: Sürekli tetikte olmak, sürekli bir şeylere yetişmeye çalışmak, alıcıyı yani beyni sürekli zorlamak zamanla kaygı bozukluğuna sebep olmaktadır. Her beyin dinlenmek ister yani düşünmemek, bakmamak ve almamak ister. Bunun için kimi zaman uyku ve derin uyku yeterli olmamaktadır. Gün içinde, eve geldiğinizde belki yemekten sonra ara ara kendinizi bırakın.

Bir başka tabirle koltuğa serilin, ayaklarınızı uzatın ve sadece bırakın. Oldukça basit olan bu eylemi gerçekleştirdiğinizde ani değişiklikler yaşamayacaksanız. Fakat bu kısa dinlenmeleri yapmadığınızda zamanla üstesinden gelemediğiniz zihinsel yorgunluğa dönüşebilir.
Keyifli müzikler dinleyin: Kendinize güzel bir içecek koyun, pencerenizin kenarında oturun ve sizi dinlendiren bir müzik açın. Bu aktiviteyi sıklıkla yapın. Gün içerisinde ya da günün sonunda bizleri dinlendiren, motive eden, yaşamın neşesini hatırlatan müzikler dinlememiz bir sonraki günler için önemlidir.
Yaşamınızda, gününüzde kendinize keyif alanı açın.

Sessizlik: Evinizde sürekli televizyon ya da müzik sesi aktifse fark etmediğiniz yorulmaya devam ediyor olabilirsiniz. Belki de artık duyduğunuzu fark etmediğiniz bu sesleri siz fark etmeseniz de zihniniz alıyor. Evinizde kendinize sessizlik zamanları yaratın. Telefonsuz, bilgisayarsız, televizyonsuz bir zaman. Bunların sesinden ve görüntüsünden mahrum kaldığınız belki de biraz karanlık kısa bir aralık.

Yürüyüş: Şehrin sessizleştiği, temponun azaldığı saatlerde kısa bir yürüyüş yapmak, pek tercih edilmeyen yerleri tercih etmek yaşadığınız şehirde dinlenmenize sebep olabilir. Bu yürüyüşler spor amaçlı ve hırsla değil dinlenmek amacıyla yapılmalıdır. Kendinizi, ruhunuzu, düşüncelerinizi dinlendirin.

Tasarlab