Suyun İstanbul’daki Macerası ve 3 Büyük Sarnıç

İstanbul içinden hatta tam da orta yerinden deniz geçen yegane şehirlerden. Ve aslında su tarafından şekillendirilen bu şehir haliyle su ile oldukça haşır neşir. Su ise her şeyin başlangıcı.

Neredeyse tüm büyük şehirlerin su kenarında kurulmasının bir mantığı var elbette. Ve sonraki dönemlerde verimli topraklara kurulan şehirlere suyu taşımak temel meselelerden birisi. Örneğin eski dönem medeniyetlerin gelişmişlik düzeylerini belirleyen en önemli göstergelerden birisi suyun şehre taşınmasını sağlayan kanallar. Milattan önceki çağlarda bile farklı şekillerde sarnıçların yapıldığı, ilk örneklerinin Peru ve Hindistan’da ortaya çıktığı görülüyor.

Sarnıçlar Neden ve Nasıl Yapıldı?

Her dönemde, birçok uygarlığın hakimiyet kurmak istediği, birçok medeniyetten etkilenen İstanbul için de su oldukça önemli. Su depoları olarak adlandırabileceğimiz, yağmur sularının ve başka kaynaklardan ulaştırılan suların biriktirilmesi amacıyla duvarları özel harçlarla sıvalı olarak inşa edilen ve çoğunlukla üstü kapalı yapılar olan sarnıçlar ise yapıldıkları dönemin en önemli projelerinden biri olarak görülüyorlar.

İstanbul’da Roma döneminde ‘’yedi tepesinin’’ aşılarak içilebilir su kaynaklarının şehre ulaştırılması konusunda oldukça başarılı işler yapıldı; kemerler, bentler ve kanallar inşa edildi, su şehre taşındı ve bu noktada suyun bir şekilde muhafaza edilmesi meselesi ortaya çıktı. Bir başka uygarlık tarafından sürekli ele geçirilmeye çalışılan bu şehri çaresiz bırakmak amacıyla su kanallarının vurulması sık rastlanan bir durumdu. Su ise elbette hayattı. Yaz mevsimleri de genelde kurak geçiyordu. Bu nedenle onu korumak oldukça önemliydi. Sarnıçların çoğunlukla yer altında olmaları ise ekstra bir koruma sağlıyordu.

İstanbul’da Sarnıçlar Nerede Bulunur?

İstanbul’da özellikle Tarihi Yarımada’nın neresine dokunsanız tarihi bir yapıyla karşılaşıyorsunuz ve bizim görmediğimiz yer altının büyük bir kısmında da sarnıçların yer aldığı söyleniyor. Bu sarnıçların bir kısmı ise devasa büyüklükte ve yeryüzünde bulunuyor. Yüzeyde bulunan sarnıçların zamanla işlevini yitirdiği ve bostan olarak kullanılmaya başlandığı edinilen bilgiler arasında. Aetios Sarnıcı (Vefa Stadı) ve Aspar Sarnıcı (Çukurbostan) bu üstü açık sarnıç örnekleri arasında yer alıyor.

Ancak oldukça meşhur bazı sarnıçlar bulunuyor ki dünyanın her yanından gelen turistler bu sarnıçları gezmek için sıralar oluşturuyorlar ve en büyük turizm gelirleri buralardan elde ediliyor. Havaların da oldukça sıcak olduğu bu günlerde biraz serinlemek ve İstanbul’un su ile ilişkisini takip etmek isterseniz Tarihi Yarımada’nın en önemli üç sarnıcını inceleyebilirsiniz:

1- Yerebatan (Basilika) Sarnıcı: Elbette ilk sırada Yerebatan Sarnıcı bulunuyor. 140×70 metre boyutlarında, 28’erli 12 sıra halinde 336 adet sütunu barındıran bu muhteşem sarnıç İmparator Justinianus tarafından 527 senesinde yaptırılmaya başlanıyor ve yapımı 569 yılında tamamlanıyor. Kubbelerin altında karanlığa doğru uzanan ve nereye kadar gittiği başlangıçta anlaşılamayan oldukça etkileyici bir yapı ortaya çıkıyor. Özellikle Bizans döneminde bölgenin su ihtiyacını karşılayan sarnıç Osmanlıların İstanbul’u fethinden sonra da Topkapı Sarayı’nın bahçelerine su verilmesini sağlıyor. Şu an ise restorasyon çalışmaları sürüyor.

2- Şerefiye Sarnıcı: 1. Theodosius tarafından 408-450 yılları arasında yaptırıldığı düşünülen sarnıç 24×40 metre boyutlarında bir alanı kaplıyor, yüksekliği 11 metreyi buluyor, 45 yelken tonoz ve 32 adet sütun ve sütun başlıklarının üzerinde akantus (ayı pençesi) yaprakları yer alıyor. Şerefiye sarnıcı içeri girdiğiniz andan itibaren sizi yapıldığı zamana çekiyor. Sarnıç hafta içi her gün 09:00-19:00 saatleri arasında ziyarete açık, mapping teknolojisinin kullanıldığı en eski mekan olan müzede her saat başı gerçekleştirilen gösteriye katılabilmeniz mümkün.

3- Binbirdirek (Philoxenus) Sarnıcı: 40.000 metreküp su depolama kapasitesi bulunan sarnıcın boyutları 65×54 metredir ve 224 sütundan oluşuyor. Yerebatan Sarnıcı’ndan sonra su haznesi en geniş olan sarnıç. Yakın zamana kadar oldukça bakımsız olan sarnıç onarılmış ve çeşitli organizasyonlara ev sahipliği yapıyor ve ziyaretçilere de açık.

Tasarlab