Yeni Bir Çağ: Androposen Çağı Nedir?

Weizmann Bilim Enstitüsü’nün yaptığı bir araştırmaya göre 2020 yılında ilk defa insan yapımı nesnelerin ağırlığı, doğadaki diğer tüm nesnelerin ağırlığının üzerine çıktı. İnsanların dünya üzerindeki etkilerini hesaplayan ve gözler önüne seren bu çalışmanın sonucunda yeni bir terim olan Androposen Çağı kavramı da ortaya çıktı. Andropesen Çağının kapsamlı tanımı ve geleceğimize dair verdiği haberleri bu yazımızda konu edineceğiz.

Androposen Çağı Nedir?

İlk defa 1873 yılında kullanılan androposen tanımı, endüstrinin gelişmesi ile birlikte son 300 yılda dünya üzerinde insanların kurduğu hakimiyeti kapsamaktadır. Bu tanım aynı zamanda doğal dengeden uzaklaşarak; kendi arzu ve ihtiyaçlarımıza yönelik, sürekliliği imkansız olan yeni bir dünya düzenine geçiş yaptığımızın da habercisiydi. Son 50 yıldır sivil toplum kuruluşlarının ve bilim adamlarının yaptığı uyarılar Andropesen çağının yavaşlatılması ya da durdurulması üzerine olsa da içinde bulunduğumuz nüfus yoğunluğunun yanı sıra kapital ve endüstriyel düzeni yavaşlatmak mümkün olmadı.

Kelime anlamı İnsan Çağı olan Androposen çağı bilim adamı ve tarihçiler arasında da fikir ayrılıklarına sebep olmaktadır. Kimi bilim adamı ve tarihçiler Androposen Çağı’nın insanoğlunun yerleşik yaşama geçtiği an itibariyle başladığını savunmaktadır. Bunun sebebi yerleşik yaşamla birlikte tarıma geçmemiz ve doğaya bağlı bir yaşamdan uzaklaşarak doğayı işleyip yön verdiğimiz-hakim olduğumuz bir yaşam stiline geçmemiz. Diğer bilim adamı ve tarihçiler ise bu çağın endüstri ile başladığını, endüstri ile birlikte doğadan kopuk yaşamaya ve doğa ile aramızdaki dengeyi sarstığımızı öne sürmektedir.

Andropesen Çağının tam olarak hangi aşamada başladığını bilemesek de 2020 yılında yapılan araştırmalar öyle gösteriyor ki; doğanın tamamen önüne geçmiş bulunmaktayız.
Öyle ki artık insanlığın kütlesi ve insanlığın ürettiği kütleler doğanın var ettiği tüm kütlelerin toplamından daha ağır geliyor.
Bu sebeple Anropesen Çağının tam anlamıyla içinde olduğumuz düşünülüyor.

Andropesen Çağına sebep olan şeyler nelerdir?

Androposen Çağı yani İnsan çağı yukarıda da belirttiğimiz üzere uzak olduğumuz sebeplerden oluşmamakta. İnsanoğlunun doğaya üstün geldiğinin habercisi olan bu çağın temel sebebini aslında nüfus fazlalığı ve tüketim hırsı oluşturuyor. Bu sebepleri maddeler halinde sıralayacak olursak:

Beton, alüminyum ve plastik: Dr. Ron Milo önderliğinde Weizmann Bilim Enstitüsü’nün yaptığı araştırmalar 2020 yılında beton, alüminyum ve plastik üretimlerimizin dünyadaki diğer ağırlıkların üzerine çıktığını gösteriyor. Bu ağırlığın bu zamana kadar 20 yılda bir ikiye katlanarak 1.1 teraton ağırlığa kavuştuğu saptanırken, günümüz üretim ve tüketim hızıyla devam ettiğimiz sürece önümüzdeki 20 yılda 3 katına ulaşacağı öngörülmüştür. Yani 2020 yılında 3 teraton dünyanın üzerinde 3 teratondan fazla beton, alüminyum ve plastik bulundurma tehlikesiyle baş başayız.
Yaşam alanlarının azalması: İnsanoğlu olarak kendimize daha geniş daireler, daha yüksek kuleler, arabalar, kıyafetler, üretirken diğer canlıların yaşam alanlarını da eksiltiyoruz.
Ormanların azalması, denizlerin kirlenmesi, atmosferin kirlenmesi karalarda, denizlerde ve havada yaşayan birçok türün azalmasına sebep olmaktadır. Elbette bir türün azalması ya da yok olması, ona bağlı yaşayan diğer türlerin azalması ve yok olmasına da sebep olmaktadır. Doğada yaşam alanlarına ve canlılar olarak birbirimize bağlı bulunduğumuz düzenin tahribatı birçok canlı gibi bizim de sonumuzu işaret etmektedir.

Aynı zamanda bu durumun yapılan hesaplamalarda da etkisi bulunmaktadır. Doğaya bağlı olan canlı türlerinin azalması ağırlığın düşük olmasına, insan üretimi nesnelerin çoğalması da ağırlığın yüksek çıkmasına sebep olmaktadır.

Andropesen Çağında Neler Yaşanabilir?

Bu çağ kelime anlamıyla insan çağını tanımlıyor ve insanlığın kazanımı gibi duruyor olsa da hem doğanın hem insanlığın kaybedeceği birçok şeyi kapsıyor.
Öyle ki insanı doğaya baskın geldiği noktalar, bizlerin de bir parçası olduğu doğanın iyiliği değil tahribatı üzerine kurulu.
Bu tahribatların sonunda ise; iklim değişikliği, atmosferin git gide yaşanamaz hale gelmesi, canlı türlerinin yok olması, okyanusların yükselmesi, tatlı suların azalması, toprakların tarıma elverişsiz hale gelmesi, yeraltı sularının kullanılamaz hale gelmesi gibi birçok tehlike bulunuyor.

Yapılması gerekenlerin başında ise tüketimi azaltarak, doğaya zararlı olan endüstriyel üretimin azaltılması geliyor.

Tasarlab