Zamanın Geçtiğinin Kanıtı: Yeni Bir Yıla Hoş Geldiniz

‘’Zaman’’ kavramı modern insanın hayatının tam da merkezinde yer alıyor. Özellikle metropollerde yaşayanlar için bazen saliseler bile oldukça önemli bir hale geliyor. Bu nedenle zaman kavramımızı şekillendiren yılları, mevsimleri, ayları, haftaları ve günleri düzenleyen takvimler de ilkel toplumlardan bu yana insan hayatında önemli bir yere sahip.

Zaman, bir yandan odak noktamız olurken diğer yandan da insan için oldukça göreceli bir kavramdır. Bazen zamanın asla geçmediği ile ilgili söylenirken bir bakıyorsunuz ki yıllar geçmiş oluyor… Bu karmaşa içinde zaman hem insandan tamamen bağımsız bir fiziki olaymış gibi görünse de bir yanıyla da toplumsal ve insani faaliyetleri düzenlemek amacıyla oluşturulmuş bir yapı olarak karşımıza çıkar.

Doğum tarihini kışın ne derece sert geçtiği gibi doğa olayları ile belirleyen büyüklerimizden tüm dünyanın aynı gün yeni bir yıla girişini kutladığı zamana gelmek elbette ki birdenbire olmamıştır. Her toplum coğrafyası, dini inanışları, tarımsal ve ekonomik faaliyetleri, siyasi yönetimleri gibi noktalara dayanarak çeşitli takvimler hazırlamıştır. Yaşadığımız topraklarda da birçok takvim kullanılmış, son olarak Osmanlı’da modernleşme hareketleri çerçevesinde 1917’de Rumi takvim feshedilerek Miladi takvim kabul edilmiş ve ardından bazı pürüzlerin giderilip resmiyet kazanması ise 1 Ocak 1926’yı bulmuştur. O zamandan beri de hayatlarımız Miladi takvime göre şekillenmeye devam ediyor. 

Dünyanın en çok kullanılan takvimi Miladi takvime göre ise yeni bir yıl, hepimizin de bildiği üzere 1 Ocak tarihi itibariyle başlıyor. İnsan tanıdık ve bilindik olana tutunma eğiliminde olan bir varlık olduğundan gelenekler ve alışkanlıklar geliştiriyor, bunları her yıl tekrar etmek istiyor. Yılbaşı kutlamaları da bu anlamda geçmişten günümüze gelen bir alışkanlık halini almış durumda. İnsanlar hayatlarında ne kadar kötü ve zor şeyler yaşamış olursa olsunlar, yeni bir yıla ‘’umut’’ gözüyle bakmak istiyor. Yeni kararlar alıyor ve bu yeni yılı bir fırsat olarak değerlendirmek istiyor; yeni yıldan en çok  huzur ve sağlık dileniyor. 

Diğer yandan insanların bu gelenekleri geliştirmelerinin önemli bir nedeni de aidiyet geliştirmek ve bir yere bağlılık hissetmek. Örneğin yapılan araştırmalar Türkiye’de insanların yeni yıl kutlamalarının hindi pişirmek ve yılbaşı ağacı süslemekle çok da alakası olmadığını gösteriyor. Ancak bu vesileyle başkalarını sevindirme amacıyla hediye alma alışkanlığının bulunduğu görülüyor. Yani aslında insanlar bu geleneği de diğerleri gibi sevdikleriyle beraber olmak, onları mutlu edebilmek ve yalnız olmadığı duygusunu hissetmek için sürdürüyor. 

Zaman hepimiz için akıp gidiyor ve bildiğimiz kadarıyla henüz geri döndürebildiği olmadı. Onu hem kendiniz hem de çevreniz için güzelleştirmek sizin elinizde. Bunun için yeni bir yıla girişi bir fırsat olarak değerlendirebilirsiniz. Şimdiden herkese mutlu ve sağlıklı bir yıl diliyoruz!

“Dünyada en uzun ve en kısa, en hızlı ve en yavaş, en bölünebilir ve en geniş, en az değer verilen ve en çok özlenen, kendisi olmadan hiçbir şey yapılamayan, tüm küçük şeyleri yok edip bütün büyük şeylere yaşam ve canlılık veren şey nedir? Zaman.” İngiliz fizikçi Michael Faraday

“Zaman’ı benim kadar iyi bilseydin,” dedi şapkacı, “onu harcamaktan söz açmazdın. O, canlıdır.” Lewis Carroll (Alice Harikalar Diyarında)

Tasarlab